BİRAZ HUZUR

Modern insanın en temel problemlerinden bir tanesi iç huzurunu kaybetmiş olmasıdır. Problemi daha da derinleştiren, içinden çıkılmaz hale getiren tutum ise, modern insan kaybettiği huzur denen o kıymetli iksiri makine gürültüsü ve para sesi arasında bulacağını zannediyor. Temel yanılgı ve sapma buradan başlıyor. Huzursuzluğunun sebebi de bu aslında. Kendinden kaçtıkça, yaratılış gayesinden uzaklaştıkça daha da dibe batıyor. 

*

Hayatımızda bir takım küçük değişiklikler yaparak, yeni pencereler açarak içinde bulunduğumuz kasvetli ortamlardan kurtulabiliriz. Bir nebzecik de olsa huzur denen o cennet meyvesinin kokusunu alabiliriz. Bu mümkün ve bizim elimizde olan bir şey. Zor değil, ufak tefek değişikliklerle başlayabiliriz. Öyle iddialı girişimlerle yola çıkıp, sonuçta hüsrana uğramak yerine, küçük değişikliklerle, aheste yol alarak hayatımıza ayrı bir tat katabiliriz. İnanın bu zor değil!

*

Dünya fani, insan olarak bizlerin nefesleri de sayılı. Onun için bugünümüzü son günümüz gibi yaşamalıyız. Farz edelim ki yakınlarda gittiğimiz cenaze bizim cenazemiz, musalladaki tabutun içinde yatan biziz. Cenazemize gelenleri düşünelim, bizim hakkınızda nasıl şahitlik edeceklerini düşünelim. Yaşamak nedir? Galiba modern hayatın koşturmacası içinde cevabını unuttuğumuz bir soru oldu bu. Hayatı en anlamlı şekilde değerlendirmek değil midir yaşamak? Vakit, elimizden uçup kaçan kuşa benziyor. Bir kere kaçırırsak geri dönüşü yok. Vaktin kıymetini bilmek, iyi değerlendirmek gerek! Öyleyse bir iyilik yapalım. İşe buradan başlayalım ne dersiniz? Bir çocuğu sevindirelim, derdi olanlara derman olalım, kuşlara yem verelim, çiçekleri sulayalım… Velhasıl bir iyilik yapalım, iyilik yapalım ki huzur bulalım. Zaten sırf kendisi için yaşayan adam huzura eremez. Huzur paylaşmaktır.

*

Bu dünyanın işi bitmez. Kimse bitiremedi zaten. Minareden selâmız okunduğu gün bile mutlaka geriye kalan yapılacak işimiz olacak. Kendimize zaman ayıralım, kaliteli zaman… Kendimizi dinleyelim bir kere de. Bakın iç sesimiz ne söylüyor. Dua edelim kendimizi dinlediğimiz bu sessiz zamanlarda.

*

İnsan, bulunduğu mekâna dikkat etmeli. Çünkü içinde yaşadığımız mekân bizi etkiliyor. Bulunduğumuz mekân nereyse oralıyız. Oranın rengine boyanıyor, iklimine göre yaşıyoruz. O yüzden bizi rahatlatacak mekânlarda bulunmaya dikkat edelim. Yaşadığımız yerden huzur alalım, etrafımıza da huzur verelim.

*

Can sıkıntısını bu kadar kafaya takmaya gerek yok. Biraz canımızın sıkıntılı olmasıyla dünyamız yıkılmaz. Hayat böyle. Hep bir tarafı yarım değil mi zaten? Şunu düşünmek lazım belki de, bugün çok sıkıldığımız bir mevzuyu aylar sonra hatırladığımızda boş yere kendimi yormuşum diyeceğiz. Bu yönden bakmayı denemek lazım. O yüzden fazla abartmayalım. Erenlerin dediği gibi “Bu da geçer Ya Hu!” diyerek yolumuza devam edelim. Hatasız kul olmaz. Biz de zaman zaman hata yapabiliriz. Önemli olan hatamızdan dönebilmek ve ders alabilmektir. Kimse kusursuz değildir. Kendimize o kadar da haksızlık etmeyelim.

*

İnsanlara sevgimizi hissettirelim, sevgi elimizi uzatalım. Sakın ha sakın ön yargılı olmayalım. Hep kendinizin haklı olduğunu düşünmek bencillikten başka bir şey değil! Başkalarının da bilgili olduğunu hatırdan çıkarmayalım. Her şeyi ben biliyorum havası tehlikeli ve abes bir tutumdur. Bırakın karşımızdaki insanlar da haklı olsun. Mütevazilik herkeste olmayan bir erdemdir. Alçak gönüllü olmalıyız. Hakk’ın kullarını hor görmeyelim. Ya onun gönlünde Hak sevgisi varsa? Sahibini gücendirirsek nice olur halimiz? Karşımızdaki insanlara güzel yönlerini söylemekten çekinmeyelim.

*

İyi bir dinleyici olmak gerek. Karşınızdaki insanı anlamaya çalışmak gerek. Dinlemek için dinlemeyelim karşımızdakini. Anlamak için dinleyelim. Sakın karşımızdaki kişinin sözünü kesme edepsizliğine düşmeyelim. Bu hem kaba bir davranış, hem de iki insan arasındaki iletişimi engelleyen bir husustur. Herkesten bizim söylediklerimizi doğru olarak kabul etmesini beklemek safdillilik olur. Biri bizi övdüğünde pek aldırış etmeyelim. O öven kişi daha sonra bizi yerebilir de.

*

         İnsanlarla iletişim kurarken doğal ve samimi davranmak önemli. Tanıdığımız, tanımadığımız kimseye selam verelim, merhaba diyelim. Yüzümüzden tebessüm eksik olmasın. İnsanlarla konuşurken muhatabımızın gözlerinde olsun gözlerimiz. Sevgide cömert olmak lazım. Haydi sevdiklerimize onları sevdiğimizi söyleyelim! Onların da bunu bilme hakkı var değil mi? Niçin esirgiyoruz sevdiklerimizden bunu?

*

Bugün güne erken başlayalım. Günün bereketi sabah vaktindedir. Ne yapıyorsak o işe erken başlamakta yarar var. Planlı olmalıyız, işlerimizi önem sırasına koyarsak karmaşadan kurtulur, yol alırız. Gün boyu öfkemizi kontrol edelim. Sakin olmakta yarar var. Hiç olmadı elimizi yüzümüzü soğuk suyla yıkayalım, rahatlayalım. Hani derler ya içinizden ona kadar sayın. Evet haklısınız; bazı insanlar hiç çekilmiyor olabilir, bu doğrudur. Çok da kale almaya gerek yok onları. Öylece kendi hallerine bırakmak gerek.

*

Her şey gönlünüzce olsun sevgili dostlar! Huzurunuz daim, gönlünüz ferah olsun. Her değerli şey gibi huzur da emek ister, kolay ele geçmez. Biraz gayret!

*

ŞİİR FALINDAN:   

Sen gel yetişir, ben aşarım dağları bir bir,

Dağlar ne ki, çağlardan aşar coştu mu şair!...

(Bekir Sıtkı Erdoğan)

YORUM EKLE

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner944

banner954