İLHAM TEKNOLOJİYE DE GELİR Mİ?

İlk başta yazımın başlığını Şairlerin Not Alma Yöntemleri olarak düşündüm. Bu minvalden hareketle yazmaya koyuldum. Yazdıkça ve yazmaya kelime aradıkça hem internet hem de kitapların arasına daldım. Araştırıp okudukça yazının başlığı da değişmeye başladı. Aynı sona vurgu yaptığından, teknolojinin ilham olup olmadığını önce anlamaya sonra da anlatmaya çalıştım. Edebiyata ve yazıya meraklı olanlar bilirler ki şiirde başlık, şiir bitince atılır. Her ne kadar bu sefer yazdığım şiir olmasa da başlık da yazı bitince kendiliğinden geldi.

Ülkemizde dergicilik bir ivme kazandı. Kültür sanat edebiyat dergileri ikinci baharını yaşıyor desek sanırım doğru bir tespit olur. Kültür Bakanlığı’nın desteği, bazı ilçelerde belediyelerin maddi yardımları ve gönüllü öğretmenlerin hayatlarından zaman ayırıp bu güzel çalışmalarla kendilerini ve gençleri sanatın ve şiirin içine çekmeleri uzun zamandır olması gereken çalışmaların yeniden filizlenmesi demek. Geciken baharın gelmesinin habercisidir dergiler. Şiirler ve öyküler de dergiler için ayrı önem kazandı. Özellikle öykü alanında gayet güzel ürünler çıkıyor ortaya. Birçok derginin yayınlanıyor olması yeni kalemlere kucak açılmasına vesile oluyor, bu da ayrı güzellik.

Bir şekilde hepimiz dergilere şiirler, öykü ve deneme yazısı gönderiyoruz. Sosyal medya artık yazılı bir dergi gibi çalışıyor. Basılı dergiler maddiyatı bahane ederek bazen gecikmeli olarak çıkıyor piyasaya. Bazıları ise yayınlarına ara verdiler. Severek takip ettiğim bir kaç edebiyat dergisi de süresiz ara vermek zorunda kaldı. Kâğıt zammı, dolar kur farkı birçok kalemin ve kalenin belini büktü maalesef. Birçok dergi de yazılı şekilde görsel medyada yerini almış durumda. Bundan yirmi yıl önce internet haberciliği, internet gazeteciliği vardı; bugün de e-dergiler revaçta. Artık internet ile herkese kavuşabiliyoruz. Otobüste vifi varsa dünya ile irtibat her zaman vardır.


Bir vesile ile sosyal medya üzerinden yazıştığım ve Anadolu’nun bir şehrinde üniversite öğrencileri tarafından zorlukla ancak türlü güzelliklerle iki ayda bir yayımlanan ve ülke genelinden üniversite öğrencilerini bağrına basan bir derginin yayın yönetmeni bu durumu şöyle açıklıyor: “Bizde Diyarbakır’dan Adıyaman’dan şairler var. Ama biz bize gelen her e-postaya aynı hassasiyetle yaklaşıyoruz. Selametle kalın”. Bu konuşma internet öncesi muhtemelen şöyle biterdi: “Ama biz bize gelen her mektuba aynı hassasiyetle yaklaşıyoruz.” Mektupla bilmek yerini elektronik postayla bildirime bıraktı. İnternet dergiciliği doğru kullanılırsa doğru kişilere doğru cümlelerimiz gidecektir. Bu teknolojinin meali ilerlemedir, fakat kâğıdın kokusuna da hasretiz.


Bu girişi şu nedenle yaptım: Sosyal medya üzerinden e-dergi şeklinde yayımlanan kültür sanat edebiyat dergisi Dilhane’nin son sayısında Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı ve Cins Dergisi genel yayın yönetmeni şair İsmail Kılıçaslan ile yapılan söyleşiyi okudum.”Yazmaya bakmadan önce gerçekleşmesini şart koştuğunuz ritüelleriniz (ritüel kelimesinin Türkçe karşılığı ayin ve âdet –gelenek. Söyleşide bu kelime kullanıldığından değiştirmedim) var mıdır?” sorusuna şair-yazar İsmail Kılıçaslan şöyle cevap veriyordu:”Yok olmadı. Hiç inanmadım böyle şeylere. Telefonun notlar kısmına yazabiliyorum mesela şiirlerimi. Arabada, parkta, kafede. Ritüeli olan arkadaşlarım var. Onlara da şaşırıyorum”.


Bu andan itibaren daha da heyecanlandım. Çünkü birebir, benim de arasında olduğum birçok insan, artık böyle yürütüyor bu işleri. Çağın zorlaması belki bu. Ancak hep de çağa vuracak, dönemi kötüleyecek değiliz. Yeni zamanların nimetlerinden de faydalanmalıyız. Hiçbir şey, bir kâğıdın; cep telefonu ekranı kâğıt kokusunun, başparmaklarımız kalemin yerini tutmaz, tutmayacak da! Ama şu da bir gerçek ki yazdıklarımızı en son yine kâğıtta topluyoruz. Bu kaçınılmaz son, güzel de bir son. Tıpkı, insanoğlunun her ne yaparsa yapsın genç görünmek için kendine yaptırdığı türlü ameliyatlar, kremler ve operasyonlar sadece kendini kandırması olduğu gibi! Nihayetinde geldiğimiz yere yani toprağa tekrar emanet edileceğiz.

Buradan hareketle ben gazeteler örneğinde olduğu gibi bir şekilde kâğıdın en son basamakta olacağını, o basamağa ulaşana kadar, yazarın kendine göre serbest çalışma yöntemleri olduğuna inanıyorum. İnternet gazeteciliği her ne kadar 2000’li yıllarda gözde olmuş olsa da bizim okurumuz bir şekilde kâğıt kokusuna dönmeyi bilir.

Bizim çalışmalarımız cep telefonun notlar bölümlünde başlasa da dillere kâğıt olur, gönüllerde nihayet bulur!

YORUM EKLE

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner944

banner954