HEPİNİZ CORC FLOYT MUSUNUZ?

Western filmleriyle büyümüş bizim nesil iyi bilir ki şu iki grup gerçekten mazlum ve mağdurdur: Zenciler ve Kızılderililer. Yıllarca holivud (okunduğu gibi yazdım) sermayesi, çocukların bilinçaltına Kızılderililerin beyaz adamın kafa derisini canlı canlı yüzdüğü fikrini dikte etmeye çalıştı. Bunun için de bazen sinema bazen de dizi filmlerini kullandı.

Dinimiz İslam ten renginin önemli olmadığını vurgular. Bayrağın düştüğü yerden kalkacağını bilen bizler Osmanlı medeniyetinin de ten rengini önemsemediğini biliriz. Eğer birilerinin dediği gibi Osmanlı medeniyeti işgalci olsaydı Cezayirliler Fransızca değil, Türkçe konuşurdu!  Bosnalıların Boşnak olduğu halde Türk zannedilmesinin altında yatan intikam duygusu nereden gelmektedir! Misalleri çoğaltmak mümkündür.

Avustralya’yı da sayarsak toplam yedi kıtanın en yenisi Amerika Kıtasının katili ABD’dir. Çeşitli düzmece işlerle dünyanın nerede mazlum halkı varsa öldürmekten bıkmamış, yanki gittiği hiçbir yere özgürlük de getirmemiştir. Kendi vatandaşının nefes alamıyorum yalvarışını duymayan özgürlükler Ülkesi(!), Ortadoğu’yu ve Afrika’yı nasıl duyacaktı? Şimdi ise Niv York’taki yanan meşale heykeli ABD’yi yakıyor. Elli tane özerk devletten(eyalet) oluşan ABD’nin bayrağındaki yıldızlar eyaletlerinin sayısına atıftır. Ancak adaletle uygulanmayan hiçbir model ilânihaye(sonsuza kadar) ayakta kalmayacağından, bayrağındaki yıldızların gökyüzünde karşılık bulması ihtimal değildir. İşgal ile fetih arasındaki ayrımdan bihaber yaşamış zavallılar, Devlet tanımını insanı paralı olan toprak parçası olarak kabul etmişlerdir. Oysa rengini kandan almış bir bayrak olmadıkça devlet gerçekten var olamayacaktır.

Modern kapitalist sistemin tek duygusu bireyci düşünüş ve günlük kazanç için herkesi yanıltmasıdır. Bunu yaparken dini, milli ve kültürel ayrıma da gitmez. Mesela Afrika’da 1990’lardaki Ruanda katliamı bu minvaldedir. Almanya’dan Belçika’ya, İngiltere’den ABD’ye kadar tüm Batı Kültür(süzlüğü)ü 800 bin Ruandalıyı ya katletmiş ya da siyah ırk katledilirken üç maymunu(görmedim, duymadım, bilmiyorum) oynamışlardır.

Afrika kıtasının en güneyinde bulunan ve 1488'de Portekizli kâşif Bartolomeu Dias’ın keşfederek denizcilere büyük kolaylık sağladığı Ümit Burnu’nun olduğu Güney Afrika Cumhuriyeti’nin sadece yüzde sekizini oluşturan ve 17. yüzyıldan itibaren Hollandalı, Alman, Fransız ve İngiliz göçmenlerin neslinden gelen kişilerin oluşturduğu beyazlar, bu ülkeyi sadece sömürmüşlerdir. Elmas çıkarmak için dağları oyulan, altına hücum sonucu nehirleri kurutulan, madenleri nedeniyle tarlaları talan edilen bu güzelim coğrafyanın ne suçu vardı, halkın ten renginin siyah olmasından başka!

Bugünün Amerikası yukarıdakileri ayniyle yerine getirmiş aynı Amerika’dır. Özgürlükler Ülkesi safsatası ile insanlara nanik yaparak tepeden bakmanın hiçbir izahı yoktur. Bu gerçekçilikten çok uzak düşünceden vazgeçmedikçe siyah ya da beyaz ya da çekik gözlü fark etmeyecek, insanoğlu ceberut bir zihnin dizleri altında kafası sıkıştırılarak nefes alamıyorum diye yalvarmaya devam edecektir. Abdülhamit’ten para karşılığı toprak isteyen Teodor Herz (Herzıl diye okunur) ile Kızılderili Şefi Tatanka’dan kendilerine topraklarını satmasını isteyen ve Avrupa’nın her ülkesinden gelmiş beyaz adam arasında ne fark vardır?

Amerikalı siyahî kadın 2020 yılında şöyle bağırdı: “Gasbı, hukuksuzluğu, çalmayı sizden öğrendik!” Karşısındaki beyaz adam tepkisizce dinledi. Belki utandı, belki uyandı; elleri dizlerinde yere çömeldi. Evet, kısaca Amerika budur. Haksızca yerleştikleri o topraklar, şimdi intikamını alıyor; o gün beyaz adama toprak satmadığı için vahşice öldürülen Kızılderilileri, beyaz adam şimdi çok daha iyi anlıyor.

Hepiniz Corc Floyt musunuz ey Amerika diyen Kızılderili Şefi Tatanka, bir de şöyle soruyor: “Nefes alabiliyor musun ey dünya?”

YORUM EKLE
YORUMLAR
sunay aydın
sunay aydın - 3 hafta Önce

Birde bizim zencilerimiz bizim kızılderililerimizden bahsetseniz sayın tezce..