banner938
Bafra Haber, En Güncel Bafra Haberleri, Son Dakika Bafra Haberleri, Bafra Asayiş Haberleri, Bafra Belediyesi, Bafra Köyleri, BAFRAAJANS.COM

Sabahlar güzeldir; okunmayı bekleyen gazeteleri, birikmiş öyküleri okuma imkânı veriyor bana. Haftanın beş günü dünya için yine dünya içinde koşturuyoruz. Bu bir yarışma. Kulvarları arasında, çocuğumuza kareli defter, yapıştırıcı, plastik top, elektrikçiden bakır tel almak da var. Koşturmaca ile eve kavuşma coşkusuyla günü tamamlayıp zafer elde eden akıncılar kadar mutlu olarak eve dönüyoruz günlük yarışmanın sonunda ödül olarak. Yine aynı zaman içerisine elektrik, su, doğalgaz gibi hayati faturaları ödüyor, elimiz cebimizde ayrı bir rahatlamanın hazzını yaşıyoruz. Günlük işlerimizi kolaylaştıran birçok uygulamayı sanal dükkânlardan indirerek kendimizi de hapsettiğimiz cep telefonlarımız marifetiyle gönül borcumuz hariç ekonomik borçlarımızı internet üzerinden ödüyoruz. Zaman kaybını anlayamadan bedenlerimizi savuşturarak Bulvar Caddesini yürüyerek geçiyor, tanıdıklara eller dolu olduğu için başlarla önce sağa sonra sola selam veriyoruz. Öte yandan 1 numaralı dolmuş geliyor mu diye gözlerle yoldan geçen her tür ve marka arabaları da süzmekle akşamı karşılıyoruz. Sanki bu gözlerle yapılan süzme hareketi biraz da dünyanın bizi süzüp kendimizi kendimize koşturmasıdır.


Yine günlerden bir gün hava yağmurluysa, ev ahalisini toplamak için seğirtir, kaldırım kenarında büyük bir hırs ve öfkeyle kendilerini almak için birilerini bekleyen yurdumun güzel insanlarına, yolda biriken yağmur sularını sıçratmamak için direksiyona sanki memlekete sarılır gibi sarılırız. İnşaallah kimseciklere su sıçratmamışızdır diye düşünürken buharlanmış dikiz aynasından bakar, aynı zamanda çek oğlum kafanı diyerek de sanki tüm pencereler açılsa dünyayı görecekmişiz gibi gereksiz panik yapmakla kendimizle imtihan içerisinde günleri böylece yaşarız. Aynı şeyleri her gün defalarca yaşadığımızdan aslında geçmeyen tek şeyin zaman olduğunu da anlamış oluruz.


Öte yandan resmi işlerimiz, yazışmalar, okuldaki yarışmalar, bahçede yalnız bırakılan beyaz gülün gereksiz alınganlığına nazire olsun diye yazılan görsel şiir çalışmaları, yolda kalan okul servisinin neden geç kaldığını anlamak için ortaya atılan bahis üzerine konuşmalar, servise geç bırakılan öğrencilerin zamanında okula gelemeyişine çözüm için idarenin kafa yorması, saçlarımızı rüzgârların tarayarak işimize gelmelerimiz, kravat gömlek uyumsuzluğuna ödül olacak cinsten ilginç bir ceketle uzak kapıdan aheste aheste giriş yapan tanıyamadığımız şahısların her defasında başka okulla bizim okulu karıştırması, okul giriş kapısının sağında inadına tek başına açan beyaz gülü koklamadan kopartan çocuklar, telefonun diğer ucundan derdiyle birlikte çözümünü de anlatmaya çalışan güzel insanlar, tecrübesini konuşturup“ben bu işi yıllardır yaptım söyle böyle olacak” diyen sayın uzmanı dinledikten sonra bir tatlı huzur almak için namaza sığınışım,“yapacak bir iş var mı?” diye beni arada sırada yoklayan gerçek güzel adamlar sayesinde mütebessim yüzümüzle bitirdiğimiz haftanın en yoğun son günü…


Okuldaki küçük ama güzel odamda benim göreceğim şekilde karşı duvara astığım, bina mantolamada kullanılan strafor köpükleri yakarak Cernek Gölü’nde akşam batışını anlatan tabloyu yapan ortaokul öğrencilerine ne zamandır düşündüğüm ama elimde çikolatalarla gidemediğim ziyaret planlamalarının bir türlü ne bana, ne okula, ne de zamana uymaması, annemim sitemine rağmen okul çıkışı patıl ekmeğine sürdüğü köy tereyağı kokusuna katılamayışım, benimle oyun oyna ısrarına artık delilik kanatları takarak çok eskiden çok dinlediğim “benimle oynama/söyledim sana/şansını zorlama/uğurlar olsun” diyerek kaçmaya çalışmam, ama şaka olsun diye kapıdan çıkmış gibi yapıp geri gelerek çocukça olduğundan anlamadığım ama iyi bir filmde başrol verilen ünlü bir aktör gibi kasıla kasıla çocuklarla oyun oynayışım, haftada iki defadan fazla olmamak şartıyla Türk kahvesini çoğunlukla cep telefonundan girdiğim sosyal medyayı takip ettiğimden sürekli soğuk içtiğimden müteşekkil uykusuzluk… Ve bu hengâmede abonesi olduğum gazetenin hiçbir zaman tamamını okuyamayışım… Telefonumun notlar bölümüne yaptığım okunacaklar listesinde Franz Kafka’ya hiç bir zaman sıra gelmeyişi…


3.kattaki evimin balkonunda, uzaktan kendini tüm şehre göstermek için çırpınan Karadeniz’i görünce anlıyorum ki, cumartesi sabahları güzeldir!

Fatih TEZCE

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bir okuur 2018-12-07 23:06:39

fatih bey yanıldığınız nokta daha yazının ilk girişinde bu hayatı yarışma olarak görmeniz. Yarışma rekabet değil aslında birlikte iş yapma ve paylaşma olmalıydu.

Avatar
Fatih 2018-12-08 10:52:11

“...Koşturmaca ile eve kavuşma coşkusuyla günü tamamlayıp zafer elde eden akıncılar kadar mutlu olarak eve dönüyoruz günlük yarışmanın sonunda ödül olarak..” diye devam ettiğim yazımızda yarışmayı kendi iç dünyamızla kendimizle yarışma olarak tanımladık. Eğer diğer yazılarımı da takip ettiyseniz hayatın paylama sevmenin de yardımlaşma olduğunu hatırlatan cümlelerimiz de var. Benimki cümleden de öte yaşamaktır.Bana göre yazar yaşadıklarını yazandır;hayal dünyası ile de cümleleri süsler sadece..
Tekrarında fayda var; bu bir yarışma dediğim günün sonunda türlü sorun ya da uğraşları bertaraf edip eve kavuşmaktır..
Bir okuur;ilginize teşekkür ediyorum.
Fatih TEZCE

banner823

banner943