UNUTMAK VE UTANMAK ARASINDA BİR HARF FARKI VAR

Reha Muhtar bunu çok yapardı ya da Ali Kırca. Nerde bu isimler şimdilerde bilen var mı, yok! Hac bu sene de Kurban’a denk geldi” diyerek muhafazakârları aşağılamaya çalışan doksanlı yılların kartel gazeteleri de yok. Hani şu kadar kupona tabak, çanak, tencere veren ancak dönemin Refahyol iktidarı tarafından bu promosyonları vermeleri yasa ile yasaklanınca “irtica, türban, öcü” kelimelerini uydurup Necmettin Erbakan’ı iktidardan indiren kartelciler. Esasında, cehaletlerinden haberleri yoktu da kurbanın hac zamanı kesilen bir ibadet olduğunu bilmiyorlardı. Acaba bugün otuz sene öncesi yaptıklarından utanırlar mı?


Aynısını şimdilerde bir başka her şeyi bilen(!) devam ettiriyor bu işi, ama isim vermeyeceğim. Ramazan’da oruç tutamayanların verdiği fidye ile bir adam kaçırınca karşılığında istenilen para olan fidye ile karıştırıp bir de pervasızca tivitırda koskoca diyanetin açığını bulduğunu zannedip kendi trollerini de yanıltmıştı bu zat-ı muhterem. Allah’tan aralarında bir iki tane de olsa dine uzak olmayanları olduğundan gerçeği öğrenince tivitini silmek zorunda kalmıştı. Acaba bu arkadaş da bugün utanır mı?


Anlaşılacağı üzere bu hafta oruç, diyanet ve sosyal hayatın her alınanında var olan cami görevlilerimiz hakkında yazmaya niyet ettim.


Ama bir eleştiri belki de özeleştiriyle başlamak isterim: Merkezi ezan sitemine karşıyım. Varsın olsun, din görevlilerimiz “detone” olsunlar, makam tutturamasınlar. Ama ezanlarımız her camide ayrı ayrı ve vaktinde okunsun. Ne yani “güldür güldür şov” da bir estetik mi var? Her şey bitti de suzinak makamından saba makamına geçemeyen müezzinlerimizi mi eleştireceğiz. Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmasın zaten.

Şimdi de diyorlar ki bu sene Ramazan’ı erteleyelim. İnsan, bin düşünen bir konuşan bir canlıdır. Camilerimizde şu an için zorunlu bir halden dolayı izin verilmeyen cemaatle namazı, oruçla nasıl mukayese eder ve örnek diye söylersiniz. Camilerde fiziksel mesafeden dolayı cemaatle namaza izin yok izin ancak evde namaza izin var. “Oruç şu evde yok ama yan apartmanda var” mı diyeceğiz! Mesela ben operadan, baleden hiç anlamam, yorum da yapmam!

Umreden gelenler tarafından yayılan virüsün Avrupa’dan, Amerika’dan daha çok olduğu iddiası da böyledir. Umreden dönenlerin sayısının Avrupa üzerinden gelenlerin sayısından çok çok az olduğunu bile bile değerlerimize saldırmakta hiçbir beis görmediler. Umreden dönen bir kişiye bile savunma hakkı verip mikrofon uzatmadılar ama İtalya’dan gelen sevgilisi ile gezen Şeyma Subaşı da, İngiltere’den gelen Rüştü Rençber’in eşi de her sabah, magazin programlarında insanları aydınlattılar!


Bin tane imamın bir doktor etmediğini de söylediler. Unutmak ve utanmak arasında bir harf var. Biz unutmayız da onlar utanır mı, bilinmez. Maalesef, ülkemizde korona vakasının görüldüğü ilk gün ilk vakayı muayene eden ve sonrasında bu hastalık kendisine de bulaştığı için vefat eden doktor, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu İstanbul İmam Hatip Okulu mezunuymuş. Bu kapak size yeter.


Bu süreçte alanda gönüllü olarak çalışanların çoğunluğunun öğretmen veya din görevlileri olduğunu biliyoruz. Diğer mesleklerden de vardır elbet. Saymadım ama çok sayıda din görevlisinin bu çalışmalarda virüs bulaşması sonucu hastalık kaptığını biliyoruz. Ama tivitırda ülke kurtaranlar, birçok garibanı gaza getirmekle meşguller. Ne çok gaza geliyoruz biz.


Anlamsız ve faydasız münakaşanın kimseye faydası yok, olmayacak da. Birbirimize mesleklerimizle değil isimlerimizle yaklaşalım. Şimdiye değin revaçta olan doktorluk mesleği belki eskisi gibi revaçta olmayacak. ÖSYM sınavları sonucunda Tıp Fakültesi kontenjanları belki de bu sene az da olsa boş kalacak. Sağlık çalışanları için de geçerlidir bu tahminim, kim bilir.


Lafı da uzatmaya gerek yok. Bu işin şampiyonu, sağlık çalışanlarımızdır. Doktorundan hemşiresine, laborantından güvenlik görevlisine, temizlik personelinden şoförüne kadar hepsi bizim kahramanızdır. Evlerine gidemeyen sağlık çalışanlarımıza –balkonlardan alkışlama işiniz bittiyse (!)- dua edelim ama önce dediklerini harfiyen uygulayalım, fiziksel mesafeye dikkat edelim, mümkünse evde kalalım.


Herkesin evinde bekleyeni var, çoluk çocuğu var. Doktorun da öğretmenin de imamın da.

Şu hadis-i şerifle perdeyi kapatalım: ”Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız. “

YORUM EKLE
YORUMLAR
Haşim Geyik
Haşim Geyik - 3 ay Önce

Fatih hocam teşekkürler... Allah'ım! İlmini ziyadeleştirsin...