ŞEHİR NASİPLİ OLMAKTIR

Kent deyince Fransa’da bir cadde, şehir deyince benim aklıma Anadolu gelir. Şehir, çocukluğumuzu büyütmektir. Şehir, insanla birlikte kendiliğinden gelişir, kent ise sonradan inşa edilir ve tek taraflı olarak geliştirilir.

Bugün İspanya sınırları içerisinde bulunan Kurtuba, Toledo, Gırnata birer şehirdir. Çünkü Endülüs Medeniyeti oraları inşa etmiştir. Şehir bir yandan da inşa etmektir, yani yapmaktır. Ahmet Hamdi Tanpınar, “Şehir inşa eder, kent ise imha” der.İbrahim Tenekeci de “Şehir sivildir, kent ise resmi. Şehir posta puludur, kent damga pulu. İşte bundan dolayı, Anadolu şehirleri, bütün güçleriyle, Bağdat için, Gazze ve Kudüs için, Hama ve Şam için, Karabağ ve Saraybosna için ayağa kalkmıştır. Bu da demek oluyor ki, hafızamız yerindedir ve kardeşlerimiz bellidir” diyerek şehir kavramını öne çıkartır. Yusuf Kaplan ”Şehir tasavvurunuz, bir insan tasavvuruna, bir âlem tasavvuruna, bir Yaratıcı tasavvuruna dayanmıyorsa, yalnızca çağın ağlarıyla ve bağlarıyla, bağlamlarıyla ve kavramlarıyla düşünüyor ve boş konuşuyorsunuz” demekle şehir hareketinin esaslı bir medeniyet hareketi olduğunu vurgular.


Tarık Buğra,“Şehir yerine kent dersek kıyamet kopmaz; hatta bir köy evinden bir sıva parçası dahi dökülmez. Ama şehir kelimesini bir kere gömdük mü, Tanpınar’ın bir büyük eseri, yani Türk kültürünün o eşsiz Beş Şehir’i Varto yıkıntılarının altında kaybolup gitmişe benzer. Siz şimdi ‘Hayal Şehir’den tutun da Şehir Kâhyası’ndan Eskişehir’e kadar neler yitireceğimizi düşünün” demektedir. İsmet Özel ”Kur’an hükümlerinin yürürlük kazandığı yer şehirdir.” derken Lütfi Bergen’e göre ise“Bir beldenin şehir olabilmesi için orada din hükümlerine göre yaşanması” gerekmektedir.

Ortak unsur, şehrin inançlı bir topluma bağlanıyor olmasıdır. Nüfus yoğunluğu, ticaret, sanayi gibi nitelikler bir beldeyi kent yapabilir ama şehir yapmaz. Bugün Arabistan’da kalan ve eskiden Hicaz demiryolu ile diğer şehir İstanbul ile kalben bağlanan Medine’nin eski ismi olan Yesrip’in kelime anlamı “kötü belde/nahoş yer” anlamındayken, Peygamber Efendimiz o beldeye “şehir” anlamında Medine demiştir. Çünkü şehir bir anlamda da güzel olan demektir. Din, kendisini Medine’de var ediyor, dolayısıyla şehir medeniyete dönüşüyor.


Kent, batıdaki aydınlanma hareketi ile gelişen bir nüfus hareketi sürecini yansıtır. Şehir ise daha insancıl ve daha çok nitel özellikleri taşır, sosyalleşme ve tekâmül sürecinin adıdır. Şehir, iki katlı bahçeli bol havalı temiz görüntüsü ile yardımlaşan külüne muhtaç komşuyu yaşatan bir kavramken, kent gökdelenleri ile zengin görünen aynı apartmanda yaşadığı halde komşusunu hiç görmeyen, bol kirli kalorifer kokusuyla güllerin kırmızıdan siyaha döndüğü çevrilmiş yaşamı ifade eder.


Şehir yeni doğmuş bir çocuğun tatlı tebessümünü korumaya çalışırken, kent çalışma hayatını ayakkabı boya sandığıyla ilkokul öğrencisine dayatmadır. Şehirlerde evler güler yüzle açılır herkes birbirimi tanır, kentte ise herkes işe yetişmek için yolda birbiriyle çarpışır. Şehirde evlerimiz daha sade, odalar daha az eşyalı ve kütüphane kokulu iken, kentler odalardan daha çok ev eşyaları barındırır, yer yok diye misafir davet edilmez haldedir. Şehir yardımlaşmanın kalbiyken, kent yakın akrabaların birbirinden kaçtığı yerdir. Şehirde insanlar çalışır para kazanır ve yardımlaşır, kentte ise insanlar sadece çalışır. Şehirde eve giren sağlık pay edilir, kentte ise eve giren paralar paylaşılmadan borca gider. Şehir bizim çocukluğumuz kadar saflığı ve dürüstlüğü kent ise toplumun ihtiyarlığını taşır.


Bizim için şehir, içinde yaşanılan hatıralardır. Çok katlı binalardaki kısırdöngüde debelenen hiçbir çocuğun hatırası yoktur. Ayağına çamura değen, mahalle çeşmesinden su taşıyan çocuklar şiir yazabilirler, hikâye yazabilirler; gerekirse şehrin tüm duvarlarına aşklarını da isyanlarını da yazabilirler. Şehirler, çocuklara bu fırsatı verir. Bu açıdan bu çocuklar nasiplidir. Şans kelimesini kullanmak istemiyorum çünkü şans kelimesi tıpkı kent gibi bizim mahallemize zorla sokulan kelimelerdendir.

En çok duyduğumuz tabirlerdendir kentsel dönüşüm. Şehirsel dönüşüm diye bir şey duyamayız. Çünkü şehir zaten dönüşmüştür ve dönüşümü de yaşayanlar şehirdedir. Kent ise hâlâ dönüşümdedir. Ve bu dönüşüm de bitecek gibi görünmüyor. Fotoğraf sanatçısı Agâh Öncül’ün ifadesi işte burada anlamlı duruyor: ”Kentsel ölüşüm”

Şehir nasipli olmaktır.


 

YORUM EKLE