banner1025

NİÇİN YAZDIM

Nuri Pakdil’in, ”Sanatla başladı yurdumuzda yabancılaşma, yine sanatla atılacak yurt dışına” sözü bizim için önemlidir. Bu önem veriş İsmet Özel’in altmışlı yıllarda, Cahit Zarifoğlu’na “keşke bizim tarafta olsaydınız” özlemini dile getirişidir bir bakıma. Dünya görüşü ne olursa olsun sanattan uzak duranlardan uzak durmanın gerekliliğini kabul etmek bu çağla kavga sebeplerimizden bir tanesidir.

Yaşam felsefesi olarak Mehmet Akif İnan’ın değerlerini bir tarafa savurmadan –ve de Akif İnan’ın değerleriyle savrularak- hayatını hayatı kabul ederek, doğruları içinde doğru yolunu bularak yürümemiz de bu çağla kavga nedenlerimizdendir. Sanat yoluyla kurtulacağımız yabancılaşmanın Akif İnan için kutsal bir görev olduğunu bilmiyorsak, rüzgâr önündeki kuru yaprak gibi savrulmamız kaçınılmazdır.

Tanzimat’la başlayan kendimize yabancılaşma Z kuşağının ısrarlı çabasıyla(!) devam ediyor. Suçu bir kuşağa atıp rahatlamak işin kolay yönü elbette. Dünyaya ortanın sağından bakmaya çalışan muhafazakâr kuşak bugün sadece ahlamakla ve vahlamakla zaman kaybetmektedir. Y kuşağından sonra, aynı dili hiç konuşamadıkları Z kuşağını birden kucaklarında bulan muhafazakârlar, çözüm olarak kuşakları görmezden gelmekte buldular. Oysa en iyi intikam kişiyi görmezden gelmektir sözü bu çağ için değildi.

İçinden çıktığı mahalleye yabancılaşmış neslin tamir adresi yine içinden çıktığı mahallesi olacaktır. Kuşak çatışmalarının en aza indirilmesi için karşılıklı konuşmak ve duygudaşlık (empati) yapılmaya başlanması sorunun çözümü için ilk adım olabilir. Sanatın merkeze alınarak kuşaklar arası yabancılaşmanın azaltılmasının mümkün olabileceğini düşünüyoruz.

Hayata inanarak yaşamanın lezzetini biliyorum, bir şeye fazla bağlanmanın acısını da zaman zaman yaşadım. Modern protesto olarak yazı yazmak içimizle dışımızın bir olduğunun kanıtıdır, en azından benim için öyle oldu.

Niçin yazıyorsun diye sorulacak olursa cevabım işte yukarıda anlattıklarımdır.

***

Hülasa 5 Ağustos 2018’de başladığım yazılarıma bir süreliğine ara veriyorum. Tam iki yıl boyunca her on beş günde bir olmak üzere aksatmadan yazmaya çabaladım. Bu süre zarfında bu yazımla beraber elli dört tane yazı yazmışım.

Zamanı gelince tekrar burada yazacağımı bilmek içimdeki burukluğu ortadan kaldırıyor.

Derdim, ismim burada görülsün de yeri geldikçe yazarım hiç olmadı, olmayacak da.

Her ne kadar şairleri dağınık insanlar olarak tanıtsalar da hiç birimiz öyle değiliz. Planlı hareket etmenin ve akıllıca çalışmalar yapmanın her zaman faydasını gören birisi olarak yine bir plan dâhilinde –başka bir takım çalışmalarımın veyahut diğer işler güçlerim nedeniyle-, sayfaların yenilenmesi kadar insanın da yazının da kalemin de yenilenmesi gerektiğine inanarak kısa süreliğine buradan çekiliyorum.

Bafra’nın kültürel gelişimine katkısı olacak herkesin de mutlaka yerel ya da ulusal bir takım dergi, gazete, internet sitesi vb. kanallar aracılığıyla sesini duyurması, yıllardır “Bafra’nın neden bir Küllük’ü yok” serzenişimize inşallah bir cevap olacaktır. Yerel güçlü olmadan ulusal güçlü değildir.

Siz değerli okurlara, yazı yazmamıza imkân sağlayan bafraajans.com internet sitesine ve Hasan Eren’e teşekkür ederim.

Selametle.

YORUM EKLE