banner1020

HAYDİ ATAKAN OKULA!

Yazacağım konuyu belirlerken meselenin güncel olmasına dikkat ederim. Belirlediğimiz konu insanları ilgilendirmeli ve bilgilendirmelidir.

Gündem kaydı, meseleler hızlıca değişti, Atakan da aradan kaynadı. Ama gitmedi. Atakan burada. Atakanlar her yerde…

Bir Atakan’ımız vardı elimizde, acaba bu çocuğa ne oldu? Daha doğrusu sizin Atakan’ınız? Siz kim misiniz? Onlar bilirler kendilerini!


Atakan, beşinci sınıfa giden dâhi bir çocuk(muş). Yani öyle diyorlar. “Bir kısım medya” sazı eline almıştı ki, neyse ki bilinçli halkımız yemedi bu filmi.


Halkımızın bilinçlisi olduğu konusunda gayet ciddi ve netim. Hayır, okunan kitaplardan, yayımlanan makalelerden, çıkartılan dergilerden, basılan kitaplardan hareketle demiyorum bunu. Anadolu irfanı denilen kavrama inanarak ve iddialı bir biçimde söylüyorum: Türk halkı artık bilinçli.


Birkaç televizyon kanalı, magazin eskisi birkaç gazete dışında atlayan olmadı Atakan haberine. Annesini itelemesi, babasını susturması, ukala tavrı zaten iticiydi. Aristo ve Eflatun okuyan hiçimse böyle itici olamaz.

Ben Atakan’ın bu kitapları okuduğuna asla inanmadım. Bu bir post modern projeydi ve Allah’a şükür ki başlamadan bitti.


Annesinin ilginç kıyafetle televizyonlara çıkması, babasının ne dediğinin anlaşılamaması, basına demeç veren Atakan’ı ekrana çıkartan -muhtemelen bu post modern projenin finansmanları(!)- adamın garip garip el hareketi ile diğerlerini sürekli susturması, aklıma doksanlı yılların kurmaca haberlerini getirdi.

Çocuklara gereğinden fazla yüklenmemek, taşıyamayacağı yük bindirmemek gerekir. On yaşındaki bir çocuğun Hegel’i Marks’ı, Niçe’yi, Sokrat’ı okuyup anlaması imkânsızdır. Kendimizi kandırarak mutlu olmak doğru davranış değildir. İlahiyat fakültesinde öğrenciyken, felsefe derslerini zor anlayıp çok zor geçmiş birisi olarak Atakan isimli çocuğu da -ve bunun gibi başka çocuklarımızı da- medya palyaçosu olmaktan kurtarmak lazım. Aristo’ya Eflatun da derler, cümlesini bu yavrumuza ezberlettikleri nasıl da belliydi yüz ifadesinde. Çünkü Eflatun’a sadece Platon derler.

Çok kitap okumayı öncelemek çok iyidir. Okuduğunu hayatına uygulamak çok daha iyidir. Okuduğunu uygulayıp başkasına örnek olmak acayip iyidir. Okumak, uygulamak, örnek olmak, ailesine rol model olmanın ise tadı bir başkadır. Okuyup gelişelim, okuyup geçmeyelim.

Evi süpüremeyen kızlarımız; büyükleri gelince muhabbet edemeyen oğullarımız çoğalıyor. Bayram namazlarını önemsemeyen erkek çocuklarının test kitapları arasına gömülmesi de babaannelerin ellerini öpmeyi bayram harçlığına indirgeyen kız çocuklarının da sayısı artıyor. Sosyal faaliyet işini sosyal medyada zaman geçirmek olmaktan çıkartmayı beceremiyoruz. Bilmem ki tehlikenin farkında mıyız?


“Düğmeye bastılar” tabirini merhum bir siyasetçiden sık sık duyardık. Ne zaman beklenmedik bir durum oluşsa ekranların karşısına geçip düğmeye bastılar derlerdi. Bu bir teyakkuz haliydi aynı zamanda. Toplumsal olaylarda teyakkuz halinde olmak gerekir, bu doğru. Peki, kültürel bozulmalarda ne zaman teyakkuza geçeceğiz? Biz düğmeye ne zaman basacağız?


Buradan sana ekmek çıkmaz Atakan, haydi okuluna...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet senol terzi
Ahmet senol terzi - 4 hafta Önce

Atakan o kitaplari okumus olabilir. Ama andersenden masallar gibi... Gercektek anlasydi okudugunu. Gec suraya otur gibi terbiyesizlik yapmadi. Yaptigina gore masal gibi olumus. Altyapi olmadan onu anlamak da . Ne bileyim bana imkansiz geliyor..

banner997

banner954