GÜZEL HATIRLANMAK, GÜZEL YAŞAMAKTIR

Kalpten kalbe bir yol vardır. Yapmacık, kerhen, adetten ve ayıp olmasın düşüncesi ile yapılan tanışmalar hiçbir zaman uzun soluklu olmamıştır. Oysa kalbimize götürdüğümüz eller, tenlerin uyuşmasından değil kalplerin uyum sağlamasındadır.


Anlaşamayan toplum çokça bağıran toplumdur. Herkes birbirine bağırarak konuşuyor. Ve daha ilginç olanı yazarken büyük harf kullanmak kızgınlık ibaresi olarak kullanılıyor. Otobüste şoföre, dolmuşta yanımızdakine, pazarda satıcıya, okulda öğretmene, fabrikada işçilere bağırıyoruz. Her yerde bağırarak konuşuyoruz. Nerdeyse dizi film izlerken ekranlarda yer bulan oyunculara bağıracağız. Yeşilçam filmlerinde kötü karakteri oynayan birçok oyuncu, günlük hayatında hayranlarının (!) sözlü ya da fiziksel saldırısına uğramışlardır. Aslında hatırlanmak, en güzeli yaşamaktır. Bu sahiplenilmişlik ve duygusallığımıza, kalplerimizden yönlendirme yapılmadıkça sadece tepki olarak kalacaktır davranışlarımız.


İnsanlarımızın birbirine bağırması dil ile değildir. Çünkü tüm canlılar kalp ile anlaşırlar. Dil ise kalbimizin ses veren notasıdır. Bu nedenle yarım metre mesafede insanlar birbirine bağırarak konuşuyor. Çünkü kalp devre dışı kalıyor. Telefonda, uzaktaki annemize ve babamıza yahut üzüldüğünde teselli ettiğimiz kardeşimize bağırarak mı konuşuyoruz? Ya da mektup yazarken cümlelerin tamamını büyük harfle mi yazıyoruz sevdiğimize?


Âlemlerin Efendisine selam verdiğimizde ellerimiz kalbimizde anlam kazanıyor. İsmini duyar duymaz sağ elimizi kalbimizle birleştiriyoruz. Çünkü sevmek ellerimizi birleştirmekten de ötesi yârla birleşmektir. Kalplerimizin bizi birbirimize yakınlaştırmak gibi görevi vardır. Yenidoğan bir bebek ilk suskunluğunu annesinin kalbine yaklaştıkça yaşıyormuş. Susmayı bize öğreten kalbimizdir. Kalp lügatte değiştirmek tersyüz etmek manasında kullanılır. Geldikçe susar, sustukça da sevgi pompalamaya devam eden kalplerimizi değiştirmek ve tersyüz etmek biraz da, önce kendimizi okumak sonra sorgulamak nihayetinde ise faydalı olan her şeyi okumaktan geçiyor.

Bir de yan yana gelemeyen insanların sosyal medya üzerinden birbirlerine mesaj verme tavırları gelişti. İyi ki sosyal medya var diyesimiz var. Benim çocukluğumda televizyon bazı muhazakar aileler için vazgeçilmez değildi. Bu yüzden bu evlere televizyon çok sonraları girdi. Nihayetinde seksenli yıllarda kumandası bizim elimizde olmadığından, televizyona kültürel yozlaşmayı yaygınlaştıran bir nesne olarak bakıldı. Fakat sanayi ve teknolojik gelişmeyle birlikte siyah beyazdan renkliye, kocaman beyaz düğmelerden uzaktan kumandaya geçilince anlaşıldı ki, televizyonun kumandası bizim ellerimizde. Nasıl kullanırsak televizyon o mesajı veriyor. Tabi burada biraz ironi biraz da bilgi katarak bir şeyi anlatmaya çalışıyorum: Bugün sosyal medyanın işlevi de budur. Hangi amaçla neyi kullanıyorsak bizler o derece sosyalleşiyoruz. Sosyal medya üzerinden mesaj göndermek yerine, insanlar keşke kalp ile dil ile merhaba ile çay ile yan yana gelip derdini anlatsa!

Sosyal medya bu kadar yaygın değilken güvercinlerin ayağına takılan mektuplar kalplerle anlamlıydı. Teknoloji geliştikçe duygular (ç)alınıyor. Sağına soluna bakmayan, baksa da görmeyen, tasarlanmış robot gibi günlük işlerimizde tükenip giden duygusuz varlıklara mı dönüşüyoruz?

Güzel yaşarsak güzel hatırlanacağız. Bu nedenle ben erdemi ve vefayı önemserim. Bizi biz yapan değerlerle biz varız ve anlamlıyız. Doğu toplumu olmanın gereğidir bu anlatmaya çalıştıklarım. Doğu toplumundan kasıt coğrafi anlamda bölge illerini kastetmiyorum. Avrupa’ya göre biz doğuluyuz. İrlanda halkı 1845’de açlıktan kırılırken nasıl biz yardım göndermişsek, 1890’da Japonya’ya gemi göndermişsek, 15.yüzyılda İspanya’daki Yahudi toplumunu alıp İzmir ve İstanbul’a yerleştirmişsek bugün de aynı yaklaşım içerisinde olmalıyız. Ancak bu sefer önce en yakınımızdan başlayarak. Lütfen çevremizi “temiz” tutalım!

YORUM EKLE

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner823

banner822