banner1014

CHP Lideri Kılıçdaroğlu Bafra'da

Cumhuriyet Halk Partisi'nin, bu haftaki Grup Toplantısı Samsun’un Bafra ilçesinde düzenlendi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu Bafra'da

Cumhuriyet Halk Partisi'nin, bu haftaki Grup Toplantısı Samsun’un Bafra ilçesinde düzenlendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında yaptığı konuşma sonrasında, Doyran ve Yenice köylerine ziyarette bulundu.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, ilk önce Samsun’un Alaçam ilçesi Doyran Köyü’nde çeltik üreticilerini ziyaret etti ve çiftçilerin sorunlarını dinledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra Yenice Köyü’nü ziyaret etti. Yenice’de kendisini karşılayan yurttaşlarla köy kahvesinde bir araya gelen CHP lideri Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Hepinizin sıkıntıları var, biliyorum. Ama sakın umutsuzluğa kapılmayın. Bütün bu sıkıntıları aşmak mümkün. Akılla, bilgi, birikimle. Toplanan vergilerin doğru dürüst yere harcanmasıyla. Üreten kişiye, çiftçiye destek vererek. Ülkeyi düzeltmek mümkün. Üstelik uzun uzun yıllar beklemeye de gerek yok. Kısa bir süre içinde bu millet nefes alacak hale gelebilir. Sizler yarın sandığa gideceksiniz. Ben altılı masa konusunda da sizlere bilge vereyim. Sizin de bu bilgeleri bilme hakkınız var. Altı lider bir aradayız. Her birimiz ayrı partiyiz. Ama Türkiye’nin huzuru ve refahı için beraberiz. Demokrasi için beraberiz. Birlikte çaba harcıyoruz. İsrafa, lükse karşıyız.

Ahlaki konuda ciddi sıkıntılar var Türkiye’de. Boşanma davaları düşündüğünüzden çok daha hızlı artıyor. Türkiye’nin bunu da aşması ve ahlaki standartları yakalaması lazım. Devletin malına, mülküne el uzatanlardan hesap sormamız lazım. Yazıktır, günahtır. Hepimiz, tüyü bitmemiş çocuk vergi öder. Ama ödenen vergilerin israf edilmesi doğru bir şey değildir. Burada siz alın teri döküyor, üretim yapıyorsunuz. Geceniz gündünüz belli değil. Ama mazotu, gübreyi alırsınız, dünyanın zammı. Elektriği kullanırsınız dünyanın zammı. Yüzde 300-400-500-600 zamla karşılaşıyorsunuz. Bu tabii bizim hiç karşılaşmadığımız bir olaydır. Evinde oturan pazarda alışveriş yaptığı zaman hissediyor ama siz alışveriş yaptığınız zaman siz tarlaya gidip gübre attığınız zaman hissediyorsunuz. Siz daha önceden görüyorsunuz. Biz daha sonradan görüyoruz. Sizlerin üretmesi lazım. Siz üretmezseniz 85 milyon kişi aç kalacak. Şeker fabrikasını biliyorum. Kaç yıldır çalıştırılmıyor şeker fabrikası. Türkiye 34 yıl sonra yurtdışından şeker ithal etti. Türkiye gübre ithal ediyor. Şeker ithal ediyor, ilaç ithal ediyor, saman ithal ediyor. Neredeyse Türkiye’de üretilen her şeyi ithal eder noktaya geldik.

Buradan Türkiye’nin çıkması, bunun için de doğru dürüst politikaların üretilmesi lazım. Çiftçinin desteklenmesi lazım. Çiftçi ektiği ürün dolayısıyla zarar etmemeli. Ederse bir daha ekmez. Çiftçiyi toprağa küstürülmemesi lazım. Küserse buradan hepimiz büyük bir kayba uğrarız. Bunun da hepimiz bilincindeyiz. Altı lider de bilincinde, altı lider de böyle çalışıyoruz. Sizden tek isteğimiz var. Şahsen benim, diğer liderler adına konuşmayayım. Tek isteğim sandığa giderken elinizi vicdanınıza koyup oyu öyle kullanın. Türkiye hepimizin Türkiye’si. Evlatlarımız güzel bir Türkiye’de yetişmek istiyorlar. İyi okullara gitmek istiyorlar. Üniversiteleri bitirdikten sonra iş istiyorlar. Eğer bizim evlatlarımız geleceklerini yurtdışında arıyorlarsa bir sorunumuz var demektir. Türkiye’yi bu girdaptan çekip çıkarmamız lazım. Adalet dediğimiz kavram çok değerlidir. Devlettin dini adalettir. Adaletin üzerine inşa edilmesi lazım. Adalet bir anlamda da şudur, çiftçi hakkını alıyorsa adaletli bir devlet vardır. Alın terinin karşılığını alıyorsa adaletli bir devlet var demektir. Ama çiftçiye vermeyip de Beşli Çeteye veriyorsanız büyük bir adaletsizlik var demektir.

Ben birisine 100, öbürüne 1500 veriyorum. Hadi öbürüne 150 diyelim, 150 de değil. Birisine 100, diğerine 1500. Olağanüstü şartlarda anormallik var. Bu anormallikten de Türkiye’nin çıkması lazım. Altılı masa olarak bir aradayız. Birlikteyiz. Zaman zaman toplanıyoruz. Devletteki çürümeyi, yeniden inşa edilmesi gereken kurumları biliyoruz. İğne ile oya yapar gibi dikkatli bir üslubumuz var. Dikkatle çalışıyoruz. Her adımın nasıl atılması gerektiği konusunda da özel çabalarımız var. Özel ekiplerimiz var. Üniversiteden hocalar destek veriyorlar. Bazen emekli bürokratlar, fiilen çalışan bürokratlar var. Onların da destekleri var. Dolayısıyla biz devlette liyakati sağladığımızda, devletin yönetiminde ahlakı sağladığımızda, israfı önlediğimizde, havadan para kazanmayı değil de emek harcayanlara yönelik olarak paranın kullanımını değiştirdiğinizde Türkiye’de her şey değişir. Güzellikler olur. Ben umutsuz değilim. Asla umutsuz olmadım. Türkiye çok güzel. Şurada çeltik tarlasına baktım insan huzur buluyor yemyeşil ova."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Doyran ve Yenice köylerini ziyareti sonrasında Bafra’da esnaf ziyaretinde bulundu. Vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle esnaf ziyaretini yarıda keserek meydanda toplanan kalabalığa hitap eden CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Çok güzel bir yerdeyim. Burada oylarımızın çok düşük olduğunu biliyorum. Bunun kusuru Bafralılarda değil, bizde. Gelmedik, sofranıza oturmak; çayınızı, kahvenizi içmedik. Ankara’da oturduk, nutuklar attık. ‘Bize verin’ dedik. Siz de vermediniz. Şimdi geliyorum. Kimse unutmasın; geliyor gelmekte olan.

Şundan emin olmanızı isterim. Ben, Beşli Çetelerin adamı değilim. Ben; esnafın, emeklinin, işçinin, alın teri dökenin, herkesin… Kim üretiyorsa, kim alın teri döküyorsa ben onun için çalışırım. Beşli Çete için çalışanlar ayrı, Bay Kemal’in yolu ayrı. Benim yolum, halkın yoludur, milletin yoludur, sizin yolunuzdur. Sizin yolunuzda sizin için yürüyeceğim. Gençlerimiz, yaşlılarımız için; kadınlar, engelliler, daha doğrusu hak talep eden herkes için yürüyeceğim. Herkes için mücadele edeceğim.

Bu konu önemli. Türkiye, çok ciddi sorunlar ile karşı karşıya. Gerçekten de. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar derin sorunlar yaşanmamıştı. Devletin hazinesi nedir, belli değil. Devlette kim neyi yapıyor, belli değil. Dış politika belli değil. İç politika hiç belli değil. Bakanlar var, ‘adını sayın’ desem kimse sayamaz. Dolasıyla bütün bunları düşündüğünüzde pek çok sorun ile karşı karşıyayız.

Sizden isteğim; altı siyasi partinin genel başkanları bir araya geldik, bu ülkenin yaşadığı sorunları aşmak için. Olay, bir parti olayı değildir artık. Olay, bir Türkiye olayıdır artık. Eğer sizin çiftçiniz üretiyor, alın terinin karşılığını alamıyorsa; bu kadar bereketli ovalarda eken, biçen çiftçi hâlâ ‘Benim ürünümün fiyatı ne olacak’ diye fiyat bekliyorsa bir sorunumuz var demektir. Bu kadar bereketli ovalar varken, çiftçimiz varken eğer bu ülkenin sözde bakanı ‘Brezilya’ya gidip oralarda tarımı inceleyeceğiz, Sudan’a gidip orada arazi kiralayacağız, orada üretip Türkiye’ye getireceğiz’ diyorsa… Bir devlet kendi çiftçisi ile rekabet edemez. Doğru değildir. Bu anlayışın değişmesi lazım. Bu anlayışın değişmesinin yolu sizde, bende değil. Siz değiştireceksiniz.

Ben, sizin sorunlarınıza talibim, öyle birilerinin yaptığı gibi sizin paranıza, pulunuza değil. Tam tersine, sizin daha fazla kazanmanızı isterim. Her evde huzur, bereket olmasını isterim. Her evde insanların çalışmasını isterim. Türkiye’nin büyümesini, kalkınmasını isterim.

Devleti yönetenler, egemen güçlerin taleplerini yerine getiren kişiler olmamalıdır. Devleti yönetenler, egemen güçlere meydan okumak değil, egemen güçleri bilerek egemen güçlerin talimatı ile iş yapmama hususunda kendilerini konumlandırmalıdırlar. Eğer birisi çıkıp, ‘Bu can bu bedende kaldığı sürece papazı alamazsın’ dedikten bir süre sonra papazı verirseniz siz egemen güce teslim olmuşsunuz demektir. Siz şanlı ordunun Tank Palet Fabrikası’nı Katar ordusuna veriyorsanız o zaman sizin milliyetçilik damarınız yaralanmış demektir. Dünyada askeri hastanesi olmayan tek ordu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ordusudur. Eğer bir ordunun askeri hastanesi yoksa orada çok ciddi sorunlar var demektir. Bu millete söz verdim, size de söz veriyorum. Bir hafta içerisinde tüm askeri hastaneleri, GATA da dahil olmak üzere tamamını onların elinden alıp şanlı ordumuza vereceğim.

Süleyman Şah Türbesi’ni kendi topraklarımızdan kaçırdılar. Benim onuruma dokunuyor. Benim toprağımdan benim bayrağımı indireceksin, Süleyman Şah Türbesi’ni kaçıracaksın, sonra kahramanlık edebiyatı yapacaksın. Ben, buna izin vermem. Allah’ın izni ve sizlerin oylarıyla iktidar olduğumuzda, bir hafta içinde Süleyman Şah Türbesi’ni yeniden o topraklara götüreceğim, bayrağımızı orada dalgalandıracağım.

Bizim milliyetçiliğimiz, sözde milliyetçilik değildir. Bizim milliyetçiliğimiz, vatanseverliktir. Bizim milliyetçiliğimizi öğrenmek isteyen, rahmetli Ecevit’e bakacak. Rahmetli Ecevit, bizim milliyetçiliğimizi Akdeniz’in dalgalarına, Kıbrıs’a yazdı. Dolayısıyla biz, kendi ülkemizde 85 milyon bir olarak, kavga etmeden, ayrışmadan, kamplaşmadan bir arada yaşamak zorundayız. Bir arada ülkemizi büyütmek zorundayız.

Bafralıların önünde söz veriyorum; sizden çalınan her kuruşun hesabını onlardan alacağım, bu millete vereceğim. Şimdi onlar araya adamlar koyuyorlar, ‘acaba Kılıçdaroğlu ile görüşsek ne olacak’ diye. Buradan söylüyorum; milletten çalınan paranın tamamını alacağım ve millete vereceğim. Benimle görüşmenize gerek yok.

Mercimek, pirinç, gübre, et, canlı hayvan dışarıdan. Ya her şey dışarıdan ya. Ne oluyoruz biz? Türkiye nereye gidiyor? Bunun mücadelesini veriyorum. Tamamını bizim insanımız üretecek. Tamamını bizim insanımız kazanacak. O zaman göreceksiniz ki Türkiye nasıl büyüyor.

Az önce çeltik tarlasına gittim. Emin olun, o tarlaya bakınca insanın içi ferahlıyor. Yemyeşil güzel bir ova. Çeltik tarlaları uzanmış orada. Sordum ‘Kaça bunun maliyeti, seni ne kurtarır’ diye. Seneyi de düşünerek, ‘Uzun tanede 20 TL, orta tanede 18 TL olması lazım’ dedi. Şimdi ben, çeltik üreticisinin sesi olarak bu devleti yönetenlere sesleniyorum; sizden istenen büyük bir para değil. Siz, mazota yüzde 300, 400 zam yaptınız. Siz, gübreye yüzde 400, 500, 600 zam yaptınız. Siz, ilaca zam yaptınız. Her şeye zam yaptınız. Onların istediği para, mütevazı bir para, büyük bir para değil. Dışarıdan ithal ediyorsun, dünyanın parasını ödüyorsun dolar, avro olarak. Bizim çiftçiye vereceksin Türk lirası, daha ne olsun.

Bu insanlar kazanmalı, üretmeli. En tehlikeli şey, çiftçiyi toprağa küstürmek. Çiftçiyi toprağa küstürürseniz iflah olmaz. Onların iyi gelir elde etmesi lazım, iyi yaşaması lazım ki tarlalarını ekebilsinler, üretebilsinler, çalışabilsinler.

Bir miting yapmıyorduk, esnaf ziyareti yapıyorduk aslında ama… ‘Afganları, Suriyelileri yollayalım’ diyor bir kadın kardeşimiz. Hiç meraklanma. İki yıl içinde, iki… Ben söyledim; ‘Suriye ile barışın, kavga etmeyin’ dedim. ‘Yanlış yapıyorsunuz’ dedim. ‘Türkiye’de uluslararası Suriye konferansı düzenleyin’ dedim. Yapmadı. Putin talimat verdi, ‘Emredersin’ diyor, şimdi ‘barışacağım’ diyor. Niye Putin? Senin kafan, iraden, özgür düşüncen yok mu? Sen demelisin ki ‘ben kendi ülkemin çıkarını koruyacağım, kendi milletimin çıkarını koruyacağım’.

Bize katılın, bu memlekete adalet gelsin. Bize katılın, bu memlekette alın terinin değeri olsun. Bize katılın, bu memlekette işsizliği bitirelim. Bize katılın, bu memlekette esnaf rahat etsin. Esnafı da çiftçisi de faiz altında eziliyor. Kur korumalı mevduat getirdiler. Altı ayda verilen para, 60 milyar 600 milyon TL veriyorsunuz, faiz veriyorsunuz. Diyorlar ya ‘Faize karşıyız’, hikaye tabii. İki; diyorsunuz ki ‘Senden vergi almayacağım’. Üç; ‘Eğer dolar yükselirse dolar garantisi de veriyorum, aradaki farkı vereceğim’. Dört; ‘Eğer bunları yapıyorsan ayrıca sana ucuz kredi vereceğim’. Peki çiftçi, esnaf, sanayici, üreten? Onlara yok.

Siyasette zenginleşme olmaz. Biri zenginleşiyorsa bilin ki malı götürüyor. Birisi malı götürüyorsa bu kardeşinize haber vereceksiniz. Yakalayacağım, hiç endişe etmeyin.”

Haber Merkezi

Güncelleme Tarihi: 31 Ağustos 2022, 23:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER