banner1028

Başkan Deveci: “Atakum, Küçük Türkiye”

Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, “Burası küçük Türkiye. Burada başarmak, komşuluk hukukunu kurmak, sesimizi birlikte yükselterek Atatürk’ün Cumhuriyet’ini O’nun kentinden tüm Türkiye’ye, dünyaya ilan etmek durumundayız” dedi. 

Başkan Deveci:  “Atakum, Küçük Türkiye”

Atakum Kent Konseyi 2. Olağan Kurulu gerçekleştirildi. Kurulda, Atakum’da Türkiye’nin 81 ilinden yaşayan vatandaşın olduğunu söyleyen Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, “Burası küçük Türkiye. Burada başarmak, komşuluk hukukunu kurmak, sesimizi birlikte yükselterek Atatürk’ün Cumhuriyet’ini O’nun kentinden tüm Türkiye’ye, dünyaya ilan etmek durumundayız” dedi. 

Atakum Kent Konseyi 2. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Vedat Türkali Eğitim Sanat ve Kültür Merkezi’nde yapılan genel kurula Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Fatih Türkel, CHP Atakum İlçe Başkanı Turgay Özçelik, CHP Samsun Kadın Kolları Başkanı Nazan Güneysu, Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, mahalle muhtarları ve çok sayıda delege katıldı. Divan başkanlığını Av. Fikret Can Demir’in yaptığı ve tek listenin yer aldığı genel kurulda Prof. Dr. Şevket Özkaya, açık oylama ile Atakum Kent Konseyi Başkanı seçildi. Atakum Kent Konseyi Yürütme Kurulu ise şu isimlerden oluştu: Atakum Kent Konseyi Genel Sekreteri Şenol Katkat, Begüm Narin Toptan, Birsen Öztürk, Burak Öksüz, Celal Kişi, Ebru Akgül Karaca, Emine Uyarer, Ersin Başar, Ferhan Toprak, Fatma Yiğit, Fatma Uzer, Gönül Solmaz, Güven Özyurt, Harun Pir, Hüseyin Kurt, İnci Bayramkaya, Kadir Veral, Murat Akar, Nazan Güneysu, Neşe Kangüleç, Orhan Kadıoğlu, Ramazan Tilki, Selma Semerci, Sibel Delice, Veli Kebapçı.

“LAİKLİK OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ”

Genel kurulun açılış konuşmasını gerçekleştiren Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci, “En sevdiğim kelime ‘Hemşehri’ kelimesi. Bizim kültürümüzden, demokrasi ve dayanışma anlayışımıza dayanıyor. 1876 yılında Fransız Devrimi’nden sonra herkes kendi yerini tayin etmeye başladıktan sonra kullanılmaya başlanan güzel bir kelime. Başka güzel bir şey daha var: Kent Konseyi. Kent Konseyi, 5393 sayılı yasanın 76. maddesine dayanarak oluşturulmuş bir kavram. 1900’lü yıllardan itibaren kentleri ve çevreyi kaybetmeye başladığımızda, yaşadığımız alanlarda didişmeye başladığımız hissedildiğinde Habitat Konferansı, Yerel Gündem 21 Çalıştayı Kent Konseyi’ne dönüştürülerek bugüne kadar gelmiş. Kent Konseyi içinde bulunan tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ile kamunun temsilcilerinden oluşan bir kurul. Bu kurulun yönetmelikte tanımlanmış görevleri ve bir kent vizyonu var. Kent vizyonunu bir belediye başkanı veya belediye bürokrasisi kendi başına tanımlayamamalı. Kentin ve kentte yaşayanların planlaması; ki bu kent kültürü, kent demokrasisi ve yönetişim, yerinde yönetimin adı Kent Konseyi. Buradakiler kentte yaşayan insanların temsilcileri. Eğer birlikte düşünüp, birlikte projelendirebilirsek; kentin geleceğini birlikte tartışabilir ve yönlendirebilirsek başarılı oluruz. Herkesin kendi olduğu noktadan, kendi bakış açısından kentin geleceğine ilişkin fikri olmalı. Buna benzer zeminlerde tartışıp ortak akıl geliştirmeliyiz. Bunu başarabilirsek, kentte komşuluk hukukunu kurarız. Bu da aynı mahallede oturanlar birbirini tanıyor, sorunlarıyla ilgileniyor demektir. Bu bizde vardı, bu bizim kültürümüz. Yeniden keşfetmeyeceğiz. Ama bir kez daha hatırlayıp, ‘Bu bizim’ diyerek sahip çıkacağız. Yetmez, oradan demokrasi, ortak akıl ve yönetim anlayışı çıkaracağız. Bunu başarabilirsek, ülkenin başına kim gelirse gelsin, Çankaya’da ya da Saray’da kim oturursa otursun demokrasi bizim istediğimiz gibi olur. Yani Anadolu coğrafyasında yaşayan insanların istediği gibi olur. Onların yaşam biçimini değiştirecek bir davranış biçimi olmaz. Bunun adı demokrasinin yaşam biçime dönüştürülmesidir. Demokrasi, anayasada yazıldığı için gelmez bir ülkeye. Demokrasi, emek vererek gelir; sahip çıkılarak, bu çalışma masalarından gelir. Türkiye’nin her yerinde buna benzer çalışmalar var. Demokrasinin ihtiyaç olduğunu cebimiz boşaldığında fark ettik. Cebimiz doluyken demokrasi ihtiyacımızın olup olmadığını hissetmiyorduk. ‘Laikliğin olmadığı yerde demokrasi, komşuluk hukuku, dayanışma kültürü barış olmaz’ deniliyor. Laikliğin olmadığı yerde demokrasi de olmaz zaten” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN İHTİYACI VAR”

Pandemi nedeniyle Kent Konseyi’nin aktif olarak çalışamadığını belirten Başkan Deveci, “Bu dönem daha disipline, kentin diğer organlarıyla iç içe ve örgütlenme ağını çoğaltarak, insan ve toprak odaklı, çocuklarımızın geleceğine ilişkin inançlarımızı projelerimizi birleştirebilirsek müthiş bir şey olur. Böyle bir çalışma yöntemine Türkiye’nin çok ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Aramızda bu topraklar için bedel ödemiş insanlar var. O yüzden büyük bir kardeşlik, barış duygusuyla birlikte bir şey yapabileceğimizi herkese ispat edebiliriz. Bunu yapabilecek olgunluğumuz, gücümüz ve enerjimiz var. Atakum, Karadeniz’in en eğitimli insanlarının yaşadığı kent. Atakum sınırları içerisinde Türkiye’nin ilk 10-15’ine giren büyük bir üniversitesi, kentimiz sınırları içerisinde 45 bin civarında öğrenci var. 6 bin civarında 20 farklı ülkeden de öğrencimiz var. Atakum’un başarısı Türkiye’nin 81 iline ve dünyanın pek çok ülkesine ulaşabilir. Tabii aksine başarısızlığı da ulaşacak demektir. O nedenle biz başarmak durumundayız. Önceki günlerde Gümüşhane ve Trabzon’un ilçelerinde gezdim. Neredeyse yarısından çoğu Atakumlu. ‘Bizim başkan burada’ diye bağırıyorlar. Atakum’da Türkiye’nin 81 ilinden yaşayan insan var. Nüfusu da en az 800-100. Burası küçük Türkiye. Burada başarmak, komşuluk hukukunu kurmak, sesimizi birlikte yükselterek Atatürk’ün Cumhuriyet’ini O’nun kentinden tüm Türkiye’ye, dünyaya ilan etmek durumundayız. Bunu yapabiliriz. Yolunuz açık olsun, başarılar diliyorum” dedi.

“ATAKUM TÜRKİYE’NİN GÖZ BEBEĞİ”

Kendisini göreve layık gören herkese çok teşekkür eden Atakum Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şevket Özkaya ise, “Samsun doğumluyum. İlkokulu, liseyi, üniversiteyi Samsun’da okudum. Doktorum, mecburi hizmetimi Samsun’da yaptım. Uzmanlığımı da yine Samsun’da bitirdim. Uzmanlıktaki mecburi hizmetimi de Samsun’da yaptım. Üniversitedeyken bir deyim vardı: ‘Samsun’da doğan büyüyen Samsun’dan ayrılamaz’ diye. Ben de onu yaşadım. Beni tanıyan herkes ‘Şevket bizim aileden birisi, kardeşimiz’ der. Tanımayan insanların da beni böyle tanımasını istiyorum.  Atakum artık Türkiye’nin göz bebeği oldu. Kent tanımı da biraz değişti. Aslında kent yaşadığınız değil, sokakları insanları ve hayvanları yaşattığınız yerdir. Peki Atakum’un geleceği için neler yapabiliriz? Kısa bir örnek vereyim. Ben dünyanın her yerine gittim. Pasifik kıyısından, Vietnam’ın diğer Pasifik kıyısına ve Kuzey Kutbu dahil her yerine gittim. Mesela Atakum’daki Çobanlı İskelesi askeri olarak stratejikti ama keşke o iskeleyi projelendirenler bırakın gitmeyi bir kere internetten Los Angeles’taki Santa Monica iskelesini görseydi, şu an Türkiye’nin dizi ve filmlerinin çekildiği insanların gelip vakit geçirdiği bir iskele olacaktı. Ben yönetimdeki arkadaşlarımla birlikte dünyadaki en iyi kentlerden birini yapmaya çalışacağıma kendi adıma söz veriyorum. Bana destek veren herkese çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi

Hasan Eren

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER