BİZE İLHAM VEREN DERGİ: MAARİFHANE

Aleyna Tilki’nin neye ve kime ilham verdiği bana göre meçhul, bir takım basına göre malumdur. İsmini bile yazmaktan ben hicap duyarım. Neden böyle bir ödüle layık görüldüğünü de anlamış değiliz. Gençlik ve Spor Bakanlığı da anlamamış olmalı ki haberi yalanladı. Gençlik ve Spor Bakanlığının yetkililerine de ilham değilmiş. Bu kişiye ödül vermedik dendi. “Yok, efendim siz vermişsinizdir, vermişsiniz ”den başka bir gelişme de olmadı. Ülke yönetmek ne meşakkatli bir işmiş, bu küçücük örnekten bile onu anladık.

Hepimizin öncelikle işi –meslek değil, entelektüel manada- bilmek, araştırmak ve doğrusunu paylaşmak olmalı. “İlim Çin’de de olsa alınız” hadisi ve “Haber gelince araştırın” mealindeki ayetler bize bu görevi yapmamızı emrediyor.

Ne yazık ki dedikodu, bilim ve bilgiden hızlı yayılıyor. Dedikodu kültürü(!) sanattan da çok hızlı yayılıyor. Yeni çıkan bir kitabı –bu özellikle bir de şiir kitabıysa- duyurmak için tabiri caizse kırk takla atan anlı şanlı yazarlar bile sosyal ağlarla gerçek bir duyuruyu yayamazken, birisi kuyuya bir taş atmaya görsün.

Sosyal medya fayda-zarar ilişkisinden doğan bir alan. Nereye, nereden nasıl baktığımızla ilgili bir alan. Gerçekleri takip edebileceğimiz içi kitap dolu okyanus kadar geniş bir alanken, bir anda küçük bir mahalleye dönüşebiliyor. Ana kumandada kimin olduğuna dikkat edelim.

Medya artık dördüncü kuvvet değil. Bu ülkenin son otuz yılına damgasını vurmuş özel televizyonların çıktığı ilk günlerde bize hep söylenen buydu. Medyada bir haberin çıkması demek doğrulanmış bir haber demekti. Doksanlı yıllar, medyanın yeniden şekillenmesiyle doğru haberin değil “en çok izlenen” haberin vurgusunun yapıldığı yıllar. Biri Bizi Gözetliyor, Televole ve olay fotocu programları bunlara iyi bir örnektir. Ancak bu programlar halk için yapıldığında çok kötü bir örnektir.

Kanaatim şudur ki, medyanın yerini artık sosyal medya aldı. Medya artık kaçıcı güç, ben bilmiyorum. Sosyal medyayı medyadan sayarsak, birinci güç olmaya doğru koşuyor. Fotoşopla istediğiniz fotoğrafın altına istediğiniz ismi yazdıklarına göre artık çok daha dikkat etmek gerekiyor. Gençlere ilham veren gençlik ödülleri buna örnektir.

Ben Gençlik ve Spor Bakanlığı yetkilisi değilim, çalışanı da değilim. Onlardan cılız da olsa ses ve bilgilendirme beklerdim. Nasıl olsa birileri yapar rahatlığı bir gün bizi batıracak.

“Bize ilham veren dergi” demişti dergimizin hikâyecilerinden Erhan Çamurcu kardeşimiz dergi duyurusunda sosyal medyada. Çok hoşuma gitti. Burada da yazarak paylaşmak istedim. Evet, Maarifhane Dergisi lise ve üniversite gençliğine ilham olmak için ilk adımını attığında havanda su dövmek gözüyle bakıldığını da biliyorum. İlk dört sayımızda öğrencilerimizin şiirlerini yayınlamıştık, daha sonra gelen istekler doğrultusunda edebiyatın diğer türlerini de yayınlayamaya niyetlendik. Bugün ülkemiz genelinde takip edilen bir dergi olarak ilk günkü heyecanımızla öğrenci, öğretmen ve ustalarla birlikte yolumuza devam ediyoruz.

Bizim bir derdimiz var. Biz dergimize derdimiz diyoruz. Maarifhane Dergisinin sekizinci sayısı olan Aralık/Kış sayısı geçen hafta itibariyle sahada çok şükür. Sahadayız ve sahada olmaya devam etmek istiyoruz. Bahar sayımız dediğimiz dokuzuncu sayımız da mart ayında ilk hafta çakacak nasipse. Nasipse kelimesini çok sık kullanıyorum; çünkü bu işler çokça nasip işi. İki senemiz bitti ve yolumuzu hiç şaşırmadık.

Yazımın başında ismi geçenler bize ilham olamaz. Biz geçlerimize tam inanmışız. Bir takım düşündüren ve içi boş haberlerle vaktini öldüren değil, daima düşünen ve de düşündüğünü şiire yazıya kaleme en nihayetinde sayfalara döken bir gençliğimiz var bizim. Biz bu yürüyüşe inandık, soğuk havalarda yürüyen insanlar yürürken fikirlerini de taşırlar. Maarifhane Dergisi bu anlamda bir bayraktır. Rüzgârla birlikte biz dalgalanırız, fikirlerimizi de mevsim geçişleri gibi biz taşırız. Bizim gençlerimiz araştırmadan, doğrusunu öğrenmeden bir takım hayali kurgulara da inanmaz.

İşte bizlere ilham olan, bu gençlerimizdir.

Fatih TEZCE

YORUM EKLE