BENİM SADIK YÂRİM

Farâbi, bu âlemin ilâhi iradenin bir tecellisi olarak dört unsurun birbiriyle karışımı, bileşimi veya çözülmesinden meydana geldiğini söyler. Eskiler anâsır-ı erbaa derlerdi bu dört unsura. Yani toprak, ateş, su ve hava… Biz de bu yazımızda bu dört unsurdan biri olan, Âşık Veysel’imizin sadık yârim dediği toprakta saklı olan anlam üzerine sizlerle söyleşmek istiyoruz.

*

Bu dört unsurdan bize en yakın olan hangisidir diye sorulacak olsa, çoğunluğumuzun cevabı toprak olurdu herhalde. Bize bu yakınlık hissini veren şey, topraktan gelip toprağa gidecek olmamız, canlı hayatının devamı için toprağa olan ihtiyacımız veya toprağa yüklediğimiz anlamdır. Biz toprağa “ana” vasfını layık görmüşüz ve “toprak ana” demişiz, bize hayat ve bereket kaynağı olarak ikram edildiği için.

*

Dünya üzerinde hayatın var olduğu günden bu yana insan ve toprak ayrılmaz bir bütün olmuştur. İnsan, hayvan ve bitkilerin beslenmesinde temel kaynaktır toprak. Bugün için de bir avuç verimli toprak bir ülke için paha biçilemeyecek zenginlik kaynağıdır. Elimizde tuttuğumuz o bir avuç toprağın bir gramında milyonlarca canlı bulunduğunu söylüyor uzmanlar. Bir santimetre kalınlığındaki toprak ancak birkaç yüzyılda oluşabiliyor. Bu yüzden toprak en kıymetli varlığımız. Toprağın altında bambaşka ve renkli bir dünya yaşamakta ve içerisinde hayat kaynamaktadır.

*

Ateşten yaratılan şeytan, topraktan yaratılan Âdem’e secdeyle emrolunmuştur. Demek ki mütevâziliğin sembolü olan toprak kibir ve gururun sembolü olan ateşten daha üstün.

*

Toprak deyince aklımıza hemen mütevâzilik, şefkat, merhamet, iyilik, fedakârlık, mahviyet(yokluk), bencillik ve kibirden uzak olma, cömertlik, karşılıksız verme, kusurları örtme, alın teri, helâl kazanç, vatan, şehitlerimiz, herkesi kucaklama, birlik ve bütünlük gelmekte. Doğurganlığın, bereketin, cömertliğin, saflığın, temizliğin sembolüdür toprak.

*

Toprak, insanoğlunun aslı olduğu halde onun ayaklarının altındadır. Bu da bize, baş olmak veya başlar üstünde taşınmak için ayaklar altında ezilmek gerektiğini hatırlatır. Yani nefsimizle birlikte ortaya çıkan kibir ve gururumuzu ayaklar altına almalı, insanların hizmetine koşmalı, onların ihtiyaçlarını gidererek onlara faydalı olmalıyız. Bütün bunları yaparsak bizi herkes sever, saygı gösterir, baş tacı eder. Hayrun nâs men yenfaunnas buyurmuş Efendimiz (s.av). Yani insanların en hayırlısı insanlara faydası dokunandır. Bütün mesele toprak gibi mütevâzi olabilmekte. Açı doyurmak, yetimi büyütmek, kardeşinin kusurlarını örtmek, korunmaya muhtaç olanları korumakta… Bunu başarabilenler erdem sahibi, gönül zengini, büyük insanlardır.

*

Neşv ü nemâ bulamaz düşmeyicek hâke nebât
Mütevâzı olanı rahmet-i Rahmân büyütür

*

Bir tohum, toprağa düşmeyince asla büyüyüp gelişme gösteremez. Çünkü mütevazı olup başını yere indireni Allah’ın rahmeti büyütür. İnsan mütevazi olursa, Allah (c.c) onu diğer insanlar arasında yükseltir.

*

Ünlü mütefekkir Sa’dî şöyle der : "Ey insan! Cenabı Hakk seni topraktan halk etmiştir. Toprak gibi gönülsüz, mütevazi ol. Madem ki topraktan yaratıldın, ateş gibi haris, cihanı yakıcı, inatçı olma. Korkunç ateş baş çekti, yükseldi, sivrildi. Toprak ise tevazu gösterdi. Ateş yükseldiği (kibirlendiği) için ondan şeytan yaratıldı. Toprak tevazu gösterdiği için ondan Âdem yaratıldı.

*

Mevlana’nın levhalar haline getirip evlerimizin ve iş yerlerimizin duvarlarına astığımız o meşhur yedi öğüdünden birisi şudur: "Tevazuda toprak, müsamahada deniz gibi ol". İnsanın yaratılışından gelen, toprak gibi yetiştiricilik özelliği vardır. İnsan bu özelliğini iyi kullanmalı ve çevresine faydalı olmalıdır.

*

Topraktan bahis açılır da, bu toprağın sesi Aşık Veysel’e yer vermemek olur mu? Onun “Kara Toprak” şiirinde anlatmak istediği sadakat ve vefayı kendisine gösterelim ve birlikte okuyalım.

*

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Âdem’den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yârim kara topraktır

*
İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Dileğin var ise Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul Allah’a
Hakk’ın hazinesi gizli toprakta
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Bütün kusurlarım toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Herkim olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sadık yârim kara topraktır

*
Anadolu insanı toprakla iç içe yaşar. Aslı ve esası olan toprak ömrünün sonuna kadar onun avuçlarındadır ve ömrü nihayet bulduğunda da yine kendini onun kollarına bırakır. Çok katlı apartmanlarda oturup, beton zemine ayak basmaya alıştık. Topraktan uzaklaştıkça mütevazı olmayı da unuttuk. Başlangıçta öyle hevesliydik ki modernlik ve zenginlik göstergesi bu hayat tarzına. Şimdi arar olduk bahçeli müstakil evleri. Toprak gibi bir nimetin kıymetini iş işten geçtikten sonra anlayabildik. Ah canım, ne rahatlık, ne huzur varmış o bahçeli evlerde! Bahçeli evlerdeki bereketi, bir tutam huzuru çok katlı apartmanlarda bulamadık. Zaten bahçeli evlerin katilidir onlar. Gelip o güzel mahallemizin ortasına arsızca kondular. Bahçelerimizi, oyun alanlarımızı, toprağımızı alıp götürerek komşuluğu, dostluğu öldürmedi mi bu çok katlı apartmanlar?

*

Modern hayat tarzının lüks ve rahatlığı ayağımızı topraktan koparıp alıyor maalesef. Hasret kaldık şöyle yalın ayak toprağa basıp, vücudumuzdaki elektriği atmaya. Dikkat edin ayağınız yerden kesilmesin, toprağa sağlam basın!

*

ŞİİR FALINDAN:

*

Tâ ezelden intisabım âlemin Seyyidine,

Düştüm aşkına anın geleliden bu anâsır bendine

Çok aradım ağladım yüz tutup Hakk’ın kendine,

Âlemi devrân içinde Hubb-u Mevlâ olmuşuz.

(İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi)

YORUM EKLE
YORUMLAR
Süleyman TAŞHAN
Süleyman TAŞHAN - 1 hafta Önce

Yüregine kalemine sağlık Recep Hocam Tebrikler