BAŞARMAYI İYİ BİR ÜNİVERSİTE KAZANMAK OLMAKTAN NE ZAMAN ÇIKARACAĞIZ?

Günlük, bir edebi yazı türüdür. Bir kimsenin günlük yaşamından edindiği izlenimleri, bu izlenimlerin kişide bıraktığı duygu ve düşünceleri, tarih belirterek, günü gününe anlattığı yazılara günlük diyoruz. Yazar, bir gün içinde ne yaşadıysa tuttuğu bir deftere yakaladıklarını yazmaya çalışır. Nobel ödüllü Fransız romancı André Gide "Günlüğün anıdan tek farkı, günü gününe tutulmuş olmasıdır” diyor.

Günlüklerde kısa sürede işinde yaşanılan olaylar daha dikkat çekici bir şekilde sunulur okuyucuya. Okuyucu, günlüğü okuduğunda kendinden izler yakalamalıdır. Okuyucu kendini okuyormuş gibi okumalıdır yazılanları. Hayatın içinden olan her şey günlüğün konusudur. İnsanoğlunun başına gelen her şey günlüğün konusu olabilir. Zevklerimiz, dertlerimiz, ailemiz…

Hepimiz bir şekilde günlük tutmuşuzdur. Lise öğrencisiyken günlük tutmaya çalışmıştım, hatırlıyorum. Tabi sürekli olmadı. Çünkü kazanmak zorunda olduğumuz bir üniversite ve hayatımızı kazanma çabaları bir süre ara vermek zorunda bıraktı günlük tutmama. En çok da üniversite öğrencisiyken tuttuğum günlüklerimi arıyorum. Gerçekten arıyorum çünkü kaybettim günlüğümü. Bu kayboluş içimden atlamadığım nazlı bir sıkıntıdır. Çeşitli dergilerde yayınlanan şiirlerim, o zamanlar severek takip ettiğim yazarların gazete yazıları ve özene bezene yazdığım şiirlerim... Hepsini adeta canını acıtmadan keserek yapıştırdığımı hatırlıyorum günlüğüme. Bir de günü gününe bir paragraf da olsa kendimi kendime anlattığım cümlelerim. Hiç unutmadım. Unutmam zaten mümkün değildi. İnsan kendisini unutur mu?

Ben bu yazımda kendisini, çevresini ve yaşadıklarını unutmayan farklı bir günlük yazarını anlatmaya çalışacağım. Adı Asya Kayrasu Şener. Asya, otizmli özel eğitim öğrencisi. Kendi çizdiği resimlerden hareketle kendi hikâyesini oluşturmuş. Öğretmenleri yaklaşık iki yıl süren bir izleme neticesinde Asya’nın bu yeteneğini keşfetmiş. Çok güzel resimler çiziyor Asya. Aynı şekilde özel eğitim öğrencisinden beklenmeyecek derece çok güzel ifade ediyor kendisini. Kitabına bir sayfa resim, bir sayfa da resminin hikâyesi şeklimde açıklamalar yazmış. Gayet anlaşılır ve açıklayıcı cümlelerle ifade etmiş kendisini. Asya burada hayallerini yaşamış ve yaşatmış. Bu yazarımız için yazdıkları, yaşadıklarından çok hayalleri olmuş. Ne güzel hayalleri olmuş Asya’nın. Ailesine bağlılığı dikkat çekici. Yine hayret verici bir başka örnek de öğretmenleriyle iletişimi. Öğretmenleri ile iletişimi hep karşılıklı olmuş. Kitabı okurken de anlıyoruz ki çift taraflı iletişim devam ediyor kitapla. Eğitimin bir özelliği de budur: Kanal vardır, alıcı vardır ve çift yönlü etkileşim halinde alınan mesajlar vardır. Asya hem kitabında hem okulunda adeta ders verircesine başarmış bu işi. Ailesi zaten en baştan destekliyor Asya’yı. Anne ve babasının kitaptan sonra hem kendilerine bakışı hem hayata bakışı hem de Asya’ya bakışı değişmiş. Sokağa çıkamayan ailelere bir yazar anne babası olarak eminim anlatacakları çok şey vardır. Keşke bazı okullarda Asya ve ailesi işe söyleşiler yapılsa. Başarmak nedir diye sorulsa keşke bu aileye, hayata tutunmak nedir diye anlatsa bu ailemiz herkese.

Asya’nın ayrı bir özgüveni gelmiş bu kitabından sonra. Okul,çevre,aile ve mahalle ile olan etkileşimi farklı bir boyut kazanmış.Sosyal kabul süreci dediğimiz toplumda ben de varım gerçeği net olarak görülmüş bu kitapla.Genelde bazen aileler üzerinde var olan biz bu toplumun neresindeyiz baskısından artık biz bu toplumun ta içinde ve merkezindeyiz rahatlığına dönüşmesi de yine genç yazarımızın bu kitabıyla ortaya çıkmış.Bizim insanımız merhametten olsa gerek bazen acıyarak bakar bu güzel insanımıza, artık tüm gözler başarmanın mutluluğunu paylaşarak umutla bakıyor Asya ve O’nun gibi başarmış bireylere. Başta ifade etmiştim; lise öğrencisi iken kazanmak zorunda olduğumuz bir üniversite gerçeği olduğundan yazmaya da bir süre ara vermiştim. İşte Asya’nın bize göre bir üniversite kazanmışçasına sevinmesi herkesi inanılmaz mutlu ediyor, tabi önce ailesini. Bu arada Asya, okulun da en popüler öğrencisi artık. Her sabah gördüğümüzde, Asya bir başka güzel “müdür bey” diyor. Teneffüste arkadaşlarına yarenlik ediyor. Derslerden sonra en yakın arkadaşının elinden tutarak servise beraberce biniyor.

“Asya’nın Günlüğü” kitabı kırk sayfa. Yazar, kitabının önsözünde şöyle yazmış: ”Keşkeler olmadan beni ben olarak kabul eden ailem ve öğretmenlerim olmasa beni değiştiren ve geliştiren şartlar oluşamazdı”. Asya kitabına kendi ismini vermiş: “Asya’nın Günlüğü”. Her çocuk bir günlük değil midir, her çocuk okunması gereken bir günlük değil midir?

Başarmayı iyi bir lise, iyi bir üniversite veya çok para kazanmak olmaktan ne zaman çıkaracağız? İşte bize bir fırsat. Asya gibi güzel çocuklar bu topluma en güzel örnektir.

YORUM EKLE

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner823

banner822