bafra haber | bafra ajans| bafrahaber | bafra haberleri | bafra
2018-08-31 10:37:23

OTURMA GRUBUNA ŞİİR YAZMAK

Fatih Tezce

31 Ağustos 2018, 10:37

Şiir yeni ergenlerin aşk mektubu aracı değildir. Şiir insan tavlama sanatı da değildir, insanı anlama sanatıdır şiir.

Abdurrahman Cahit ZARİFOĞLU, Sultan şiirinde kendini ACZ içinde olduğunu ifade eder. Dikkat edilirse ACZ, şairin isminin baş harflerinden oluşur; bize bir hatırlatmadır bizi gerçeğe çağrıdır bu kısaltma.


“Her ölüm erken ölümdür” der şairler. Kırk yedi yaş gibi çok erken yaşta vefat eden duygu bulutu şairimiz, kırlarda koşmaktan, çevresine sevgi vermekten, ağaçtan, yeşilden, aşktan bahsederken bir yaşantıyı bir ideolojiyi anlatmak isteyen bu mükemmel kişilik bir rivayete göre eşine hiç şiir yazmamıştır. Şiir yaşanılandır, şair zaten hayatı ile arkadaş arkadaş şiir üzere yaşamaktadır. Bu “bana da yaz benim için de yaz” beklentisi modern tavıra sokulmuş kıskançlık belirtisidir.


“Doğrusu hakkın var
N’etsem n’apsam
Kollarını bilezik
Boynunu kordon
Ayağına hal hal donatsam
Yine hakkın kalır”
Rahmetli Zarifoğlu bu şiiriyle kendisinden on beş yaş küçük eşini en iyi anlayan ve en çok sevendir. Bu şiiriyle de gönle giremeyen Zarifoğlu, yine eşi Berat hanıma yazdığı ‘An içindeki mutluluğu” yazısında sahilde batan güneşe karşı oturan mutlu çiftin ve bu mutluluğun kurgu olduğunu iddia ederek şöyle ifade eder sevgiyi;

”Filmler resimler birer hayaldir. Mutluluksa kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan ‘an’dır”.


Görüldüğü üzere şair kurguyu değil saf aşkı ‘an’ olarak görür; sevdiğini her ‘an’da sever. Ancak kadınlar şiire konu olmayı maalesef çokça tercih ederler. Şairin eşine yazdığını şiir olarak kabul etmek, dünyalık her türlü güzelliğin de üstündedir bir kısım sanatseverlere göre.


Günümüzün “güzel söz söylerse, bir de şiir okursa ayrıca bir de oturma grubu sürprizi yaparsa en çok seven O’dur”
algısını değiştirmek neredeyse imkânsız. Oysa önceden -ve reklama bile söz olmuş/ruh olmuş/can olmuş- “bi kilim yeter” nostaljisi ne güzeldi.

Zarifoğlu’nun eşine şiir yazmamış olmasını O’nu sevmediği anlamı çıkarmak, en güzel şekilde yaratılan insanın kendini anlamaması olsa gerek.


Artık en pahalı düğün salonlarında başlıyor aşk(!) Oysa köy avlusunda sarı ampullerin renk verdiği halaylardaki aşk değil sevgiydi. Sevdiğine saygı göstermek de bir adım ötesiydi. Bugünse içi boşaltılan aşk var, ne demekse?


Bedeni bir tabirden değil medeni bir bağlılıktan başlar aşk
. Eski Türk Filmlerindeki Müjgan, fabrika işçisi Kemal, sarı taksimin mavi şeridi, Vita kutularından fışkıran çiçekler aşkın insana görünür kısmıydı. Mesele görebilmek. Güncellenmiş(!) insan ise sevgiyi yazılmış olarak görmek istiyor; mesela bir şiir yazılsın istiyor kendisine. Aslında sevdiğinin yanında yürümesi bir şiir, elini sımsıkı tutması sevmektir.

Yeter ki görebilelim ve ellerimizi bırakmayalım.

Fatih TEZCE

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.