Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
| DOLAR | ![]() |
|
| EURO | ![]() |
|
| IMKB | ![]() |
| Ankara | -6 / 3 °C |
| İstanbul | 1 / 3 °C |
| İzmir | 1 / 9 °C |
| Samsun | 14 / 19 °C |
8 Mart kadınlar günü dolayısıyla tüm Türk kadınlarının bu özel gününü kutluyor, kendilerine sağlıklı ve uzun ömürlü yıllar diliyorum.
Bu yazımda toplumlarda kadının yeri ve önemi üzerinde durmak istiyorum. Toplum hayatının devam etmesinde ve çocukların iyi bir kültürle yetişmesinde en büyük sorumluluk kadındadır. İnsan neslinin devam etmesinde de yük yine kadınların omzundadır. Bu nedenle peygamber efendimiz “Cennet annelerin ayakları altındadır” diyerek kadınları en yüce makama çıkarmıştır. Arapların cahiliye devrinin zulmünden, caniliğinden kadınları İslamiyet'in yüce inancı kurtarmıştır.
İslamiyet'ten önceki Arapların yaşantısına baktığımızda kadınların bir araç gibi kullanılıp atıldığını, hatta insan yerine bile konmadıklarını görüyoruz. Daha da vahşeti insanlık için yüzkarası bir uygulama olan kız çocuklarının diri diri toprağa gömülerek öldürülmesidir. Böyle bir olayı düşünmek bile insanı şok ediyor. Araplar nasıl bir insan ki, onlarda nasıl bir duygu var ki kendi yavrularına böyle bir vahşet uyguluyorlardı. Neyse ki yüce Allah bunu Kuran-ı Kerimde yasakladı, Arap kadınları ölümden kurtuldu. Ancak İslamiyet öncesi Arap kültürünün tüm izleri yine de silinemedi. Kadınlara yine ikinci sınıf insan muamelesi yapılıp köle olarak kullanılmaya devam edildi.
Avrupa milletlerine baktığımızda ise Araplar kadar olmasa da kadınların yine uzun yıllar birçok haktan mahrum yaşadıklarını görüyoruz. Başta Helenler olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde kadına bir şehvet aracı olarak bakılmış ve horlanmıştır. Hürriyetleri kısıtlanmıştır. Bu tarihi bir vakıadır.
Bu kısa geçişlerden sonra ise şimdi de Türk kültüründe kadının yerine bakalım. 7000 yıllık Türk tarihinin hangi bölümü incelenirse incelensin varılacak sonuç şudur Türk kadını erkeğinin yanındadır. Onunla eşit haklara sahiptir. İslamiyet öncesi Orta Asya Türk tarihinde bunu daha net görüyoruz. Orta Asya Türk kültüründe kadın karanlıkları aydınlatan bir ışık, iyiliği, dürüstlüğü telkin eden namus abidesi bir melektir. Türk destanlarında kahramanlar eşlerinin sadakat ve gayreti sayesinde ölüm ve felaketten kurtulmuşlardır. Kocaları, gerektiğinde kadınlarından akıl danışmışlardır. Türk Hakanları kurultaylarda hatun adı verilen hanımlarını da yanlarında oturtmuşlardır. Kadın erkek ayrımı kesinlikle yoktur. Düğün törenlerinde Tanrı'dan bir evlat isteyelim diye dua edilmekteydi. Asla yalnız erkek evlattan bahsedilmez, kız erkek ayrımı yapılmazdı.
Türklerin İslamiyet'i kabulünden sonra Araplardaki İslamiyet öncesi kadın kültürünün gayrı insani bazı uygulamalarının Anadolu Türklerinde de görüldüğü ve yaşandığı gerçek bir olgudur. Atatürk'ün, Cumhuriyet'i kurduktan sonra başlattığı yenilik hareketleriyle kadınlarımız gerçek kişiliklerine kavuşmuşlardır. Avrupa devletlerinden yıllarca önce sosyal ve siyasal haklarını elde etmişlerdir. Seçme ve seçilme hakkına kavuşmuşlardır. Devletin her kademesinde ve her kurumda çalışarak ülke ekonomisine katkı sağlamaktadırlar. Cumhuriyetimizin temel değerlerini erkeklerle birlikte omuzlarında yükseltmektedirler. Atatürk'ün kendilerine sağladığı hakların ve değerlerin bilincinde olup bunları korumakta kararlı olduklarını biliyorum. Bu yüzden kendilerini takdir ediyor ve destekliyorum.
Atatürk devrimleriyle birlikte gerçek kimliğini bulan ve güç kazanan Türk kadını asla geriye dönmeyecektir. Atatürk'ün açtığı çağdaş uygarlık yolunda bu çağdaş görünümüyle sonsuza kadar yaşayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'ni uygarlık çağının en üst seviyesine çıkarmak için var gücüyle çalışacak ve tüm engelleri aşacaktır. Bu duygularla 8 Mart kadınlar gününü kutlarken tarihte iz bırakan kahraman Türk kadınlarını, Tomris Hatun, Mekodonyalı Feride, Nene Hatun, Adanalı Kara Fatma ve Şerife Bacıları rahmet ve minnetle anıyorum. Saygılar sunuyorum…













