Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim
| DOLAR | ![]() |
|
| EURO | ![]() |
|
| IMKB | ![]() |
| Ankara | 10 / 26 °C |
| İstanbul | 15 / 20 °C |
| İzmir | 12 / 22 °C |
| Samsun | 14 / 19 °C |
Değerli Kamu çalışanlarımız ve Milli Eğitim personelimiz kendileri aleyhine gelişen süreçleri yeterince takip ediyor mu yoksa ufak hesaplara mı takılıp kalıyor bilemiyorum. Ancak Hükümetin kamu personeline yönelik çalışmaları iyi niyetli gözükmüyor. Özellikle Milli Eğitimde her bakan değişiminde bir öncesini rahmetle anacak gibiyiz. Zira son 10 yıllık süreçte memuruna; özellikle eğitimcisine tersten bakan bir zihniyet hâkim. Hüseyin ÇELİK, Nimet ÇUBUKÇU ve nihayet Ömer DİNÇER.
Son 10 yılda eğitim personeli yararına bir söz duyan var mı? Özlük hakları, maaşlar, ek dersler ya da tazminatlar hakkında iyileştirici bir düzenleme duydunuz mu? Ne yazık ki Milli Eğitim Bakanlığını bile yeterince tanımayan bir Bakan ve Müsteşar. İlk açıklama akıllara ziyan ”Öğretmenler bundan sonra üç ay tatil yapmayacak!” zaten üç ay tatil mi vardı! Zihniyet ilk günden belli oluyor. Milli Eğitimde yapılacak o kadar iş varken yönetmelikler sürekli aleyhte uygulamalarla değiştirilmektedir.(Rotasyon, Atama Yönetmeliği, Özür Grubu Tayinleri vb…)
Sözgelimi kanser hastası iseniz Ağustos ayını beklemeden tayin alamazsınız. Tedavi için bakanlığın belirlediği tarihi bekleyeceksiniz. Yeni uygulamayla eşinizin yanına gitmek için 3 yıla kadar ücretsiz izin kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Rotasyon uygulaması için yapılan planlamalar ayrı bir muamma. Ya “ALO
Yahu sizin aklınızdan Eğitim çalışanlarına karşı hayırlı bir şey geçmeyecek mi?
Hatırlayacaksınız bundan 17 ay önce bir dizi anayasa değişikliği ile ilgili referandum yaptık. Memurlara “Toplu Görüşme” yerine “Toplu Sözleşme Yasası” getireceğiz, Uzlaştırma Kurulu kararları bağlayıcı olacak dediler. Hatta malum yandaş sendika temsilcileri “Kendi nikâhımızda bile bu kadar rahat Evet demedik!” diye pankartlar astılar. Sonuç eskisini aratacak nitelikte yasalaşacak gibi görünüyor.
Hükümet üç büyük konfederasyonu taraf olarak çağırıyor ama imza yetkisini bir konfederasyona veriyor. Toplu sözleşmede hizmet kolu toplu sözleşmesi hiç yok. Hizmet kolunda yetkili olanlar toplu sözleşme masasında sadece açıklama yapacak. Dünyada geçerli olan toplu sözleşme modeli iş kolu toplu sözleşmesidir. Böyle bir adaletsiz anlayış olabilir mi? En azından iki konfederasyonun toplu sözleşmeyi beğenmemesi durumunda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna itiraz hakkı olmalıdır. İtiraz etme yetkimiz yok. Nasıl olacak? Memuru pazarlıyor, satıyorlar. Buna sarı sendikacılık deniyor. Böyle bir toplu sözleşme düzeni olabilir mi?
Herkesin şunu bilmesi gerekir Sendikacılığın tek çalışma alanı toplu sözleşme masası değil. Yüreğin yetiyorsa meydanda da yaparsın. Bizim yüreğimiz yeter. Birileri hakkınızı gasp ediyorsa, üyelerimizle beraber her türlü tepkiyi gösteririz. Anayasanın 90. maddesi ve Uluslararası sözleşmeler memura grev hakkı veriyor. Bunu imzalayan sensin. Şimdi istediğin kadar verme. Biz bu hakkı 25 Kasım'da kullandık. Yine kullanabiliriz.
Ayrıca yasa metninde “Aylık ve ücretler ile diğer mali ve sosyal haklara ilişkin sistemde değişiklik öngören talepler, toplu sözleşmenin kapsamı dışındadır.” İfadesi yer alıyor. Bu ne demek, alan daraltılıyor demek.
Yeni Anayasa çalışmaları devam ederken Anayasanın 128. maddesinin değiştirilmesi gündemde. Faruk ÇELİK tek tip istihdam modeli oluşturulacak diyor. Şimdi soruyorum biz işçi mi olacağız ya da işçi memur mu olacak? 128. maddede “Devletin asli ve sürekli işleri devlet memurları eliyle yapılır” deniyor. Bunu kaldırırsanız devlet memuru sıfatını da kaldırmış olacaksınız. İş güvenceniz elinizden alınmış olacak. Sonrası…
Şimdi tüm kamu çalışanı arkadaşlara bir kez daha düşünmelerini öneriyorum. İktidarlar ve kişiler geçicidir; devlet kalıcıdır. Malum-Sen mantığıyla sendikacılık oynayarak kendinizi mi kandıracaksınız; yandaş mı olacaksınız yoksa dik durup adam gibi sendika üyesi mi olacaksınız. Zira iktidarlar demokrasinin işleyişi gereği oy kaygısı ile talepleri karşısındaki kitlenin büyüklüğüne ve kararlılığına göre dikkate alırlar.
Son söz olarak bilmeliyiz ki bir toplum neyi hak ediyorsa öyle idare olunur. Türk Milleti olarak her zaman daha iyiyi hak ettiğimiz kanaatindeyim. Bu hedefe ancak birlikte güçlü olursak ulaşabiliriz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İbrahim AKEKMEKCİ
KAMUSEN-TÜRK EĞİTİM-SEN İLÇE BŞK.












