banner939
Bafra Haber, En Güncel Bafra Haberleri, Son Dakika Bafra Haberleri, Bafra Asayiş Haberleri, Bafra Belediyesi, Bafra Köyleri, BAFRAAJANS.COM

Türkülerin her biri ayrı bir tatla dillendirir sevdayı. Hüznümüz de, neşemiz de türkülerle dile gelir. Bugünlerde türkülerle hemhal olmuş vaziyetteyim. Cep telefonumdan, bilgisayarımdan mütemadiyen türkü dinliyorum. Çünkü türküler dinlendiriyor beni. Ancak türküler tercüman oluyor gönül derdine. Bazen de öyle bir hal oluyor ki, bir türkü dolanıyor dilime hiç farkında olmadan. Sonra bir bakıyorum ki alıp götürmüş beni türküler başka iklimlere.

.

Dünyanın bozulan gidişatını, âşina arkadaşların günden güne vefasızlaşmasını, hayat gayemizin paraya pula endekslenmesini, kültür ve sanata bigâne kalışımızı, her biri elmas mesabesindeki değerlerimizin nisyana mahkûm oluşunu seyrettikçe türkülerle teselli buluyor ve bu aymazlığa düşenleri de yine türkülerle protesto ediyorum. Böylece onlardan türkülerle kaçıyor ve huzur buluyorum. Benden uzak dursunlar aman; bana türküler yeter! Türkülerin dilinden anlayan birkaç dostla muhabbet kâfidir bana. İstemem gayrı kuru kalabalığı!

.

Bir meclise oturduğumuzda arabasının modelinden, dairesinin evsâfından dem vurma arsızlığını gösteren, yazlığından, kışlığından bahseden, bunlardan başka gündemi olmayan dünyaperest ruhlu insanlar benden uzak olsunlar! Onun için bana türküler yeter diyorum. Türkülerden bir dünya inşâ etmek istiyorum kendime. O dünyada Anadolu’nun yanık sesini duymak, ozanlar ve gazi erenler ile söyleşmek istiyorum.

.

Leyla ile Mecnun’dan, Kerem ile Aslı’dan, Ferhat ile Şirin’den bu yana kim bilir kimlerin hikâyesi dile gelmiştir türkülerde? Ferhat’ın, Kerem’in, Mecnun’un şöhreti dünyaya yayılmış; oysa bunların dışında daha nice isimsiz sevda kahramanları var bizde ve onların dillerde söylenen türküleri… Bakü’den Sivas’a, Kerkük’ten Rize’ye, Üsküp’ten Diyarbakır’a soylu ve mübarek bir coğrafyanın lisanıdır türkülerimiz. Anadolu, türkülerle vatan olmuştur bize. Her gün kendimize yabancılaştığımız bu modern dünyada türkülerle hayata tutunmak, hayata türkülerin açtığı pencereden bakmaya çalışmak, kendimizi türkülerde bulmak… Çünkü türküler hayatın kendisi. Dünden bugüne memleketin hal ve gidişatının habercisi…

.

“Şimdiye kadar eserlerimi okuyan sanatçılardan, ne bir tek teşekkür, ne de bir selam aldım. Oysa ben bestelerimi okudukları için onlardan ne para istiyorum, ne de şöhret peşindeyim. Beni gördükleri zaman bir selam versinler yeter.” diyen engin gönüllü, bu toprağın sesi Neşet Ertaş’ın (Mekânı cennet olsun) bir sözü vardır, çok severim: “Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur!”

.

Türkü yakmak tabiri bizim medeniyetimize has bir olgudur. Yakıldığı mahalden Müslüman Türk’ün yaşadığı coğrafyalara yayılır onun ışığı ve bütün coğrafyamızı aydınlatır. Onun ritmiyle birlikte gönüller muhabbet semasında kanat çırpar. Türkülerin söylendiği ve yaşatıldığı her yerde insanlık, temizlik, iffet, masumiyet, sevgi, kardeşlik, esenlik, inanç, huzur, hayat, estetik, sanat, alın teri, haksızlığa isyan vardır.

.

Hani yazımın girişinde bugünlerde dilime bir türkü dolandı, söyleyip duruyorum demiştim ya, işte dilime dolanan o türkü:

.

Gül kuruttum gül kuruttum

Yâri sinemde uyuttum

Yâr söyledi ben unuttum

.

Ah akabinde düştü gönül,

Yârdan ayrılması müşkül.

.

Gül ezerler gül ezerler,

Gülü tabağa dizerler,

Güzeli candan severler.

.

Ah akabinde düştü gönül,

Yârdan ayrılması müşkül.

.

Daha doğrusunu söylemek gerekirse, benim yeni keşfettiğim bir türkü bu. Daha önce hiç dinlememiştim.  Araştırdığımda Hatay yöresine ait olduğunu öğrendim bu güzel türkümüzün. Özellikle Zara’nın güzel yorumuyla dinlemenizi tavsiye ederim.

Öğrencilik yıllarımızın tatlı bir hatırasıdır gül kurutmak. Kırmızı gülleri kitap ve defterlerimizin arasında kuruturduk. O güllerle birlikte yıllara meydan okuyan hatıralarımızı da saklamış olurduk farkında olmadan.

Bazılarımız için bu kırmızı güllerin özel anlamları bile vardı o yıllarda. Şimdi böyle gül kurutan gençler kalmadı. Artık kimse kitap ve defter sayfalarının arasında gül kurutmuyor. Kitap yaprakları arasında kurutulmuş bir gül, günümüzün modern insanı için zaten çok bir anlam da ifade etmiyor. Belki de ona göre saçma sapan, anlamsız, para etmeyen bir davranış bu. Çünkü onun için önemli olan yaşadığı andır. Hırs ve zevklerinin peşinde koşarak tükettiği an...  Geçmiş, gelecek, hatıralar vs. hiçbir anlam ifade etmez onun için. İşte insan merkezli olmayan modern hayat bizi bu hale düşürdü. Uzun yıllar içerisinde akıl almaz bir değişim ve dönüşüm geçirmiş bu toplum. Dede ile torun birbirlerini anlayamaz hale gelmiş, hayat felsefeleri arasında uçurum oluşmuş. Duygular, hayaller, fikirler dumura uğramış; çekilmiş hayatımızdan.

.

Çiçeklerin bir dili olduğunu şüphesiz çoğumuz biliriz. Mesela, sevgiliye kurutulmuş gül vermenin anlamı şuymuş: “Seni öyle çok seviyorum ki ölümüne . . . Sen benim sebeb-i hayatımsın; eğer hayatımdan çıkar benden ayrılırsan, bu elindeki gül gibi solar giderim.”

.

Renklerine göre de güllerin karşıdaki insana verdiği mesajlar değişiyormuş. Mavi gül kişinin aşkının beşeri değil de, ilahi olduğunu anlatırmış. Mevzuyu başka bir alana kaydırmamak ve fazla uzatmamak için gülle ilgili kültürümüzdeki zenginlikleri kısa geçmek istiyorum. Ancak bu konunun incelenmesi gereken zevkli bir alan olduğunu burada hatırlatmak isterim. Kendinizi dinlendirmek adına zamanınızı bu konuya ayırmanızı acizâne öneririm efendim. Sonra o deryaya daldıkça kendi kendinize diyeceksiniz ki: “ Ne gönül zenginlikleri varmış bu dünyada da meğer bizim haberimiz yokmuş!”

.

Anadolu’da yeni evlenecek kızlar sözlendiklerinde kendilerine getirilmiş olan gülleri saplarından bir ipe asarak baş aşağı çevirip kuruturlar ve bu anlamlı günün hatırasını hiç unutmamak için saklarlarmış. Bir yerde okumuştum bu ifadeleri ve çok hoşuma gitmişti. Ne dersiniz, yiğitlerin hayallerini süsleyen böyle güzel, böyle zarif bir gönül var mıdır bugün hala?

.

Biz güle daha küçük yaşta âşina olmuştuk bir bülbül misali. Güllük gülistanlık bir dünya içerisinde geçti çocukluğumuz. Gül yüzlü insanları tanıdık. Onların gül gibi hoş sohbetlerine şahit olduk. Şimdi gül alıp gül satılan, gülden terazi kurulan, gül yüzlü insanların dolaştığı o çarşı pazarları özlüyoruz. Ruhumuz, güllerle bezenmiş o dünyayı, o demleri arıyor. Gül kurutma eylemi de aslında içimizde saklı olan bu asil duyguyu, hasreti ifade ediyor. Gül aşktır, bahardır, hayattır, sevgilidir, dilektir, Peygamber teridir.  Bu toprakların gül kurutup saklayan güzel insanları yeryüzündeki tüm güzellikleri de böylece saklamak, yaşatmak isterler. Kısacası arzdan güzelliklerin yok olmamasıdır onların dileği. Bu dileğin dışa aksetmesidir işte gül kurutma eylemi.

.

Bir de yazları Kur’an okumaya giderken Kur’an ve elifcuzlarımızın sayfalarının arasına kırmızı güller koyardık. Ne kadar da yakışırdı birbirine gül ile Mushaf… Mis gibi kokardı kitabımız, sayfalarını açtığımızda. Tabi zaman sonra her dünyevi güzellik gibi, kurudukça güller de solardı. Biz de öyle değil miyiz, soluyoruz işte? Güller her ne kadar solsalar da, yaz kursundaki o şen şakrak çocukluk günlerimizin tatlı hatırası olarak kitabımızın sayfaları arasında hala yaşıyor.

.

Gül kokulu bir dünyada türkü hazzında bir hayat sürmeniz dileğiyle, esen kalın dostlar!

.

ŞİİR FALINDAN:

.

Bir mevsimi baharına geldik ki âlemin,

Bülbül hâmuş, havz tehi, gülistan harab.

(İzzet Molla)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner823

banner822